ALerji
Yorumlar Kapalı
Fiziki alerji |
Fizikî alerji nedir ?
Sıcak, soğuk, ışın veya mekanik iritasyonla meydana gelen anormal bir haldir.
Fizikî alerjinin belirtileri nelerdir ?
Fizikî alerjinin iki tür tepkisi vardır: Temas tepkileri ve refleks tep. kileri. Temas tepkisi fizikî etken ile temasta ve yerde ileri gelir. Meselâ soğukla temas eden vücut kısımlarında meydana gelen kurdeşenler. Refleks tipi tepkiler vücudun temasla uzak kalan dokularında gelişebilir: Meselâ sıcak veya soğuktan ileri gelebilecek astımatik bir kriz veya ürtiker. Tahriş edici bir maddeden dolayı ileri gelebilecek refleks tipi bir fizikî alerji o kadar şiddetli olabilir ki bu bayılma veya şuur kaybetme halleri meydana getirebilmekte ve bazı hallerde denizde boğulmalara neden olmaktadır.
Fizikî allerj ilerin tedavileri hangileridir ?
Tedavi, bu tip alerjisi olan bir hastayı kısa sürelerle fakat uzun bir zaman için sıcağa, soğuğa veya başka tahriş edici bir hale maruz bırakmaktır. Hasta bu yolda tedaviyle hassas olduğu fizikî hale karşı bir derece tolerans göstermeye başlayabilir. Meselâ, hastanın durumuna göre yavaş yavaş soğutulan veya ısıtılan günlük banyolar hastanın soğuğa veya sıcağa karşı hassasiyetini ortadan kaldırabilir. Bazen de antihistaminik ilâçları hassasiyetin kaybolması için yararlı olabilir.
Böcek alerjisi |
Bal arısı, yabanî arı ve eşekarısı sokmalarına karşı alerjik olan kişiler sokulmamak için tedbir alabilirler mi ?
Evet. Önceden alınacak bazı tedbirlerle böyle sokma imkânları kısmen önlenebilir:
a.Her nevi yiyecek maddesi bu böcekleri cezbedebilir. Dışarıda yemek pişirmek veya yemek, ev hayvanlarına dışarıda yiyecek vermek, açık bırakılan çöp tenekeleri, bir çocuğun yemekte olduğu tatlılardan döküntüler bu gibi böcekleri cezbedebilir. Yemekler yeninceye kadar örtülü tutulmasıyla, çöplüklerin son derece temiz tutulmasıyla, çöp tenekelerinin ve ev dışındaki dinlenme yerlerinin devamlı püskürtme ilâçlarla ilaçlamak bu gibi böcekleri uzaklaştırır
b.Bahçelerde elektrikli bahçe kırpma makasları, traktörler, motorlu biçme makineleri kullanılmamalıdır.
c.Parfümler, saç spreyleri, saç losyonları, güneş losyonları ve başka birçok kozmetik böcekleri cezp ettiklerinden bunların kullanılmasından kaçınılmalıdır. Böceklerin kapılabileceği bol giysiler, parlak renkler, çiçekli kumaşlar ve siyah renkli elbiselerden kaçınılmalıdır. Beyaz, yeşil ve hâki renkleri ne arı türlerini cezbeder ne de sinirlendirir.
d.Sert toprak veya kumluk yerler dışında daima ayakkabı kullanılmalıdır.
e.Sağduyu sahibi olunduğu zamanlar bazı sokmalar önlenebilinir. Kolların sallanması arıları kaçırmayacağından bu hareketten kaçınılması ve arıları çekebilecek başka hareketler de yapılmaması gereklidir. Bütün anî hareketler arıların saldırısını artırabilir. Her zaman etrafa bakınmak ve dikkatli olmak da birçok sokulma vakasını önleyebilir.
Böcek sokmalarına karşı hassas olan kimseler başka ne gibi tedbirler alabilirler ?
Bu gibiler dışarıda bulundukları.zamanlar yanlarında daima içerisinde enjeksiyon için epinephrine, antihistemin tabletleri ve kan akıntısını durdurmak için kola veya bacağa sarılan sıkı bir sargı bulunan bir ilâç takım çantası bulundurmaları gereklidir. Bir sokma olayı meydana geldiği zaman bu ilâçlardan gerekenler derhal kullanılmalı ve bir doktora başvurulmalıdır.
Böcek sokmalarına alerjik olanlar profilaktik yoldan tedaviye tâbi tutulabilirler mi ?
Evet. Bu gibiler böceklerin özleriyle teste tâbi tutulabilirler ve alınan sonuca göre gerekli özle hazırlanacak ilâçla (hyposensitize) tedavi edileceklerdir.
İlaç alerjisiHangi ilaçlar alerjik tepki gösterebilir Bir insanın, bir ilâca alerjisi olup olmadığı önceden tespit edilebilir mi ? Bir ilâca karşı alerji teşhisi nasıl konabilir ? İlâçtan ileri gelen alerjilerin belirtileri nelerdir ? İlâçtan gelen alerjiler tehlikeli olabilir mi ? İlâç alerjisi irsiyede bağlı mıdır ? İlâç alerjileri deride yapılan testlerle tespit edilebilir mi ? İlâç alerjileri nasıl tedavi edilir ?
Bazı genel deri alerjileri hangileridir ? Temasla gelen deri iltihabı (dermatitis) nedir ? Temasla ileri gelen deri iltihabını genellikle hangi maddeler meydana getirir ? Temasla ileri gelen deri iltihabının tedavi usulleri nelerdir ? Atopik deri iltihabı nedir ? Ürtiker nedir ? Ürtiker veya kurdeşenin sebepleri nelerdir ? Ürtikerin belirtileri nelerdir ? Ürtikeri meydana getiren maddeler genellikle hangileridir ? Ürtikerin tedavisi nasıl yapılır ? Ürtiker bir kez tedavi edildikten sonra yeniden tekrarlar mı ? Çocuklar büyüyünce deri alerjileri geçebilir mi ? Deri alerjileri olan çocukların büyüyünce başka alerjilere de meyilleri olabilir mi ?
Gastrointestinal alerjiler hangileridir ? Gastrointestinal alerjilerin belirtileri nelerdir ? Hangi besin maddesinin alerjiye neden olduğu nasıl tespit edilir ? Besin alerjilerin tedavisi nasıl yapılır ? Bir besin maddesi alındıktan ne kadar zaman sonra alerjik tepki kendisini gösterebilir ? Bir besin maddesi alerjik tepki göstermişse, bu maddenin her zaman alerji yapacağı anlamına gelir mi ? Bir hasta hassas olduğu bir besin maddesini bilerek hassasiyetini ölçmek için yemeli midir ? Besin maddesi alerjisi ne derece yaygındır ? Besin alerjileri ölüme neden olabilir mi ? Besin alerjileri karında cerrahî müdahale gerektirecek belirtilere sebep olabilir mi ? |
Aşırı terlemenin nedenleri ve tedavisi
Yorumlar Kapalı
Terlemenin insanlarda doğal olarak gözlenirken aşırı terleme kişi de sorunlar yaratabiliyor. Terin salgılanması insanlarda sinir sisteminin “sempatetik” denilen kısmının çalışması ile ilgili olup toplumun % 1′inde bu sistem aşırı düzeyde çalışıyor. Özellikle stresli durumlarda bu sistem aşırı çalışıyor ve genel olarak terleme, kış aylarında daha az rahatsız edici oluyor.
Bunun dışında tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezinden kaynaklanan bazı hastalıklar, şişmanlık, menopoz, ağır psikiyatrik hastalıklar ve bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan hormonlar aşırı terlemeye yol açabiliyor.
Ruhsal ve fiziksel sorunlar
Bakteri üremesini kolaylaştırdığı için aşırı terleme kokuya da neden oluyor. Ruhsal ve fiziksel sorunlara yol açan, sosyal yaşamı zorlaştıran terleme, ellerde, koltuk altında, ayak altlarından, yüzde ve gövdede oluşabiliyor. Terlemenin ellerde olduğunda hem el ile yapılan işlerde güçlük çekiliyor hem de sosyal olarak kişileri rahatsız ediyor. Terleme stresli durumlarda gelişiyorsa ve kişi terlemeden rahatsız ise kısır bir döngü içine giriyor ve terleyeceğini bilerek daha endişeli hale geliyor ki bu endişe de daha fazla terlemeye yol açıyor.
Terlemenin nedeninin saptanması
Terleme tedavisine başlanmadan önce nedeninin saptanması gerekiyor. Terleme sorunu olan kişinin öncelikle kilo durumu inceleniyor. Aldığı ilaçlar gözden geçiriliyor. Hastanın menopozda olup olmadığı araştırılıyor. Endokrinoloji uzmanının yapacağı değerlendirme ile sorunun tiroid bezinden ya da böbrek üstü bezlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirleniyor. Bu durumların hiçbirinde sorun saptanmaz ise doğuştan sempatetik sinir sisteminin aşırı çalıştığı ortaya çıkıyor.
Tedavide ilk olarak genel tedavi yaklaşımları uygulanıyor. Kişinin öncelikle kıyafetini düzeltmeli ve daha hafif giyecekler giymesi gerekiyor. Lokal olarak talk pudrası veya oldukça etkili olan aleminyum klorid içeren solüsyonlar mutlaka öneriliyor. Bazı hastalarda sempatetik sinir sisteminin çalışmasını azaltmak ve böylece de terlemeyi azaltmak için ilaçlar da kullanılabiliyor. Bazı hastalarda strese bağlı terlemeyi kontrol edebilmek amacı ile psikoterapi de öneriliyor.
Uygulanan yöntemler
İyontoforez: Bu yöntemde küçük su banyosu içinde el veya ayaklara hafif elektrik akımı veriliyor. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemde; hafif ve orta derecede terlemesi olan hastalarda oldukça iyi cevap alınıyor.
Botulinum toksini: Özellikle koltuk altı terlemesinde kullanılan bir madde olan Botulinum toksini, aslında doğal bir zehirdir ve sulandırılarak tıpta çeşitli amaçlarla uzun zamandır kullanılıyor. Ter bezlerini çalıştıran sinirleri felç ederek etki gösteren madde, terlemeyi 3 – 4 kat azaltıyor. 6 -12 ay gibi uzun aralıklarla tekrarı gerekiyor.
Cerrahi tedavi: Carrahi tedavi özellikle ellerdeki ve yüzdeki aşırı terleme için önerilen tedavi şekli. “Endoskopik transtorasik sempatektomi” olarak adlandırılan teknikle koltuk altından bir delik açılıp akciğer bölgesindeki yüz ve ellere giden sinirlerin başlangıç bölgesi kesiliyor. Ellerde % 99 civarında başarı elde edilirken, ayaklardaki terleme için bel bölgesindeki sinirlerin kesilmesi gerekiyor. Sadece koltuk altı terlemelerinde koltuk altı ter bezlerinin alınması ile iyi sonuçlar elde edilebiliyor.”
İlk 6 ayda emzirme bebekte hayati önem taşıyor
Yorumlar Kapalı
Araştırmalarıma göre; ülkemizdeki annelerin sadece yüzde 2′si 6 ay boyunca emziriyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bebeklerin ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmesini sağlıklı yaşam için şart koşuyor. Buna karşın ülkemizde hala ilk 6 ayda anne sütüyle beslenen bebek oranı yüzde 2. Her yıl ekim ayının ilk haftasında WHO, “Dünya Emzirme Haftası’nı kutluyor. Hafta boyunca anne sütünün bebek için ne kadar yararlı olduğu, çeşitli etkinlikler düzenlenerek anlatılmaya çalışılıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan bilgiler arasında en acı verici olanı ise, her yıl ishale yakalanan 3 bin 500 bebeğin yeterince anne sütü almadığı için Ölüyor olması.
ülkemizde emzirmeyi teşvik etmek amacıyla kurulan Piyon Emzirme Çözümleri kurucusu Arzu üstündağ, 1980′li yıllardan itibaren bebeğini emziren anne sayısının giderek azaldığını belirtti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sadece 200 anneden birinde gerçekten süt salgılama sorununun olduğunu ifade eden uzmanlar,
“Annelerimizin asıl sorunu kaygı. Bebeğin aç kaldığı kaygısı, annede süt üretimini sağlayan oksitosin hormonunun durmasına neden oluyor. Böylelikle anneler emzirmekten vazgeçebiliyor” diye konuştu.
İlk 6 ayda emziren anne oranı
(ÜNICEF İSTATİSTİKLERİ)
TÜRKİYE – %2
ARNAVUTLUK – %6
CEZAYİR – %13
ERMENİSTAN – %30
MISIR – %57
HIRTAVİSTAN – %23
NEPAL – %69
FİLİPİNLER – %37
MAKEDONYA – %37
DOĞU AVRUPA – %9
ABD – %8
Soğuk algınlığından korunmak için bunları yapın:
Yorumlar Kapalı
(Örneğin her gün 2 kivi, 1 greyfurt, 1 yeşil biber veya 2 kaşık lahana turşusu yemek gibi)
Yanıklar için gerekli ilk yardım metotları hangileridir?
Yorumlar Kapalı
a.Birinci derece yanıklar ağrıyı dindiren ve derinin kuruyup çatlamasını önleyen birçok merhemlerin yardımıyla tedavi edilebilir. Eğer yanmayla kişinin genel sağlık durumu etkilenmemiş-se, birinci derece yanıklar, yanan kişi tarafından da tedavisi yapılabilir ve doktora başvurulması gerekmez.
b.İkinci derece yanıkların tedavisi doktor tarafından yapılmalıdır. Alınacak ilk yardım tedbirleri şunlardır:
1.Yanan kısım, yaklaşık on dakika akar soğuk su altında bulundurulmalıdır.
2.Yanan alan sterilize edilmiş gazlı bezle örtülmelidir.
3.Yanan kişinin fazla sulu şeyler alması temin edilmelidir.
4.Yanan alanlar büyük miktarda su ve hafif bir sabunla yıkanmalıdır.
c.Üçüncü derecede yanıkları kendi kendine tedaviye hiçbir zaman gidilmemelidir. İlk tedbir olarak yanan kısmın üzerindeki kirler suyla silinmeli ve temiz bir bezle örtülmelidir. Yanan kişiye bol miktarda sulu şeyler verilmeli ve hasta şok halindeyse sedyeyle hastaneye kaldırılmalıdır. Bu hallerde yanan alana merhem sürülmemelidir.
d.Dördüncü derece yanıklar da aynen üçüncü derece yanıklar gibi tedavi edilmelidir.
Kızılay kan merkezleri adres ve telefonları
Yorumlar Kapalı
İSTANBUL ÇAPA KAN MERKEZİ
Millet Cad. No : 122 Çapa ISTANBUL
Tel : 0 212 534 69 73
Faks : 0 212 635 29 07
Orta Anadolu Bölgesel Kan Merkezi (ANKARA)
Mamak Cad. No : 10 Cebeci / ANKARA
Tel : 0 312 362 97 00 – 0 312 362 97 01 – 0 312 362 97 02
Faks : 0 312 562 03 46
EGE BÖLGESEL KAN MERKEZİ (IZMIR)
Kizilay Cad. No : 1/ 1 Alsancak IZMIR
Tel : 0 232 463 63 53
Faks : 0 232 463 89 01
KARADENIZ BÖLGESEL KAN MERKEZİ (TRABZON)
Uzun Sok. Kizilay Is Hani Kat : 4 TRABZON
Tel : 0 462 321 32 41
Faks : 0 462 321 32 41
GÜNEY BÖLGESEL KAN MERKEZİ (GAZİANTEP)
Alleben Mah. Kemal Köker Cad. şahinbey – GAZİANTEP
Tel: 0 342 232 66 66
Fax: 0 342 231 78 28
DOĞU BÖLGESEL KAN MERKEZİ (ERZURUM)
Cumhuriyet Cad. Tekel Binası Lojmanları Altı Kat:1 ERZURUM
Tel: 0 442 233 82 78 – 79
Fax: 0 442 233 92 34
ADANA KAN MERKEZİ
Kurtulus Mah. 16. Sokak. No : 11 ADANA
Tel : (322) 454 26 08
Faks : 0 322 454 40 63
ANTALYA KAN MERKEZİ
Anafartalar Cad. Balci Apt. No : 62/ 1 ANTALYA
Tel : (242) 244 00 20
Faks : 0 242 247 30 23
ARTVİN KAN ALMA BİRİMİ
İnönü cad. Kızılay İş Merkezi No:60 Kat:2 ARTVİN
Tel: (466) 212 74 18
Fax: (466) 212 74 12
AYDIN KAN İSTASYONU
Adres : Hasan Efendi Mah. Kızılay Cad. No:12/1 Kat :1 AYDIN
Tel : (256) 213 77 31
BALIKESİR KAN MERKEZİ
Atatürk Mah. Bandirma Cad. No : 1 BALIKESİR
Tel : (266) 246 04 80
Faks : 0 266 246 34 50
BATMAN KAN ALMA BİRİMİ
Bahçelievler mah. Turgut Özal Bulvarı Endüstri Meslek Lisesi Karşısı – BATMAN
Tel: 0 488 213 13 82
BOLU KAN ALMA BİRİMİ (KONTEYNER)
Bahçelievler Mah. Kızılay Hamamı Yanı BOLU
BURSA KAN MERKEZI
Orhan Mah. İmaret Sok. No 9/B BURSA
Tel : (224) 221 15 08
Faks : 0 224 224 47 09
BURDUR KAN ALMA BİRİMİ
Yeni Mah. Acun Sk. No:19 Kat:1 BURDUR
Tel: 0248 234 15 30
Fax: 0248 234 15 31
ÇANAKKALE KAN İSTASYONU
Adres: Kemalpasa Mah. Kizilay Sok. No : 16 ÇANAKKALE
Tel – Faks : (286) 217 12 84
ÇORLU KAN İSTASYONU
Muhittin Mah. Aslan Sok. Belediye Otoparkı Üstü Çorlu/ TEKİRDAĞ
Tel – Fax: (282) 653 1193
DENİZLİ KAN MERKEZİ
Akkonak Mah. Fatih cad. No:1 DENİZLİ
Tel : (258) 265 49 76
Faks : 0 258 265 47 51
DİYARBAKIR KAN MERKEZİ
Hastaneler Cad. Kizilay Is Hani Kat : 4 No:3 Dag kapi DIYARBAKIR
Tel : (412) 228 40 71
Faks : 0 412 228 40 71
DÜZCE KAN MERKEZİ
Eski Istanbul Cad. Anitpark Karsisi DÜZCE
Tel : (380) 514 32 14
Faks : 0 380 523 84 87
EDIRNE KAN İSTASYONU
Saricapasa Mah. Devlet Hastanesi Yanı EDIRNE
Tel : (284) 213 03 69
Faks : 0 284 213 03 69
ERZİNCAN KAN İSTASYONU
Karaağaç Mah. Erzincan Devlet Hastanesi Yanı
Eski Döner Sermaye Saymanlık Binası ERZİNCAN
Tel – Fax: (446) 224 37 76
ESKİŞEHİR KAN MERKEZİ
Arifiye Mah. Postane Sok. No:16 ESKİŞEHİR
Tel: (222) 221 99 06-07
Fax: (222) 230 07 75
GİRESUN KAN İSTASYONU
Kale Devlet Hastanesi Ahmet Fatoğlu Diyaliz Merkezi Karşısı GİRESUN
Tel: (454) 215 28 73
Fax: (454) 215 28 74
GÜMÜŞHANE KAN ALMA BİRİMİ
Zafer Meydanı Hükümet Konağı Karşısı Merkez – GÜMÜŞHANE
Tel – Fax: (456) 213 61 44
IĞDIR KAN ALMA BİRİMİ
Emin Ekinci İş Merkezi 1.Kat No:2 IĞDIR
Tel: 0 476 227 07 22
ISPARTA KAN İSTASYONU
Hızır Bey Mah. Halis Sok. No:1 ISPARTA
Tel: 0 246 223 33 35
Fax: 0 246 232 80 23
İSKENDERUN KAN MERKEZİ
Çay Mah. 102.Sok. No: 16 İSKENDERUN
Tel: (326) 613 63 28
Fax: (326) 613 63 27
KAHRAMANMARAŞ KAN İSTASYONU
Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı Yavuz Sultan Selim Mah. No:83
KAHRAMANMARAŞ
Tel: 0 344 236 20 05
Fax: 0 344 236 20 46
KARABÜK KAN İSTASYONU
Atatürk Bulvarı Karabük Kızılay Binası No:4 KARABÜK
Tel: (370) 412 47 74
Fax: (370) 412 54 78
KAYSERİ KAN MERKEZİ
Örnek Evler Mah. Ay Sokak. No : 6 Kocasinan KAYSERI
Tel : (352) 221 07 10
Faks : 0 352 221 07 12
KIRIKKALE KAN İSTASYONU
Yenidoğan Mah. 23. Sk. Barbaros Hayrettin Cad. 1A KIRIKKALE
Tel: 0318 218 44 77
Fax: 0318 215 35 26
KIRŞEHİR KAN ALMA BİRİMİ
Aşıkpaşa Mah. Eski Ankara Cad. Müftülük Yanı Örnekevler Apt. No:1 KIRŞEHİR
Tel: 0386 214 25 04
Fax: 0386 214 25 00
KIRKLARELİ KAN ALMA BİRİMİ (KONTEYNER)
KİLİS KAN İSTASYONU
Islahiye Cad. 1 No.lu Sağlık Ocağı Yanı No:25 KİLİS
Tel: (348) 813 13 67
Fax: (348) 813 13 68
KOCAELİ KAN İSTASYONU
İstiklal Cad. Kızılay İş Merkezi – İZMİT
Tel – Fax: (262) 321 22 34
KONYA KAN MERKEZİ
Karakurt Mah. Taskapu Medrese Sok. No:36 Meram/KONYA
Tel : 0 332 351 13 54, 0 332 351 76 55
Faks : 0 332 351 63 13
KÜTAHYA KAN ALMA BİRİMİ
Eski Hükümet Cad. Kızılay Sok. Merkez Komutanlığı Yanı KÜTAHYA
Tel: (274) 223 12 12
Fax: (274) 216 68 68
LÜLEBURGAZ KAN ALMA BİRİMİ
Yeni Mah. Emrullah Efendi Ara Sok. No:1 LÜLEBURGAZ
Tel: (288) 413 22 32
Fax: (288) 413 07 87
MALATYA KAN MERKEZİ
Ferhadiye Mah. Özel İdare Sok. No:111 MALATYA
Tel: (422) 326 27 66
Fax: (422) 326 27 88
MARMARİS KAN MERKEZİ
Eski Datça Yolu No:54 48700 Marmaris
Tel: (252) 412 48 12
Faks: (252) 4120079
MANİSA KAN İSTASYONU
Adres : Avni Gemicioðlu Cad. No: 83/B
Tel – Fax: (236) 231 77 86
MERSİN (İÇEL) KAN İSTASYONU
CamiŞerif Mah. 5222 Sok. No:8 Borsa Sarayı Karşısı MERSİN
Tel: (324) 239 41 39
Fax: (324) 237 59 24
NEVŞEHİR KAN ALMA BİRİMİ
Ragıp Üner Mah. 17.Cad. No:1 NEVŞEHİR
Tel: 0384 215 25 52
Fax: 0384 215 25 51
ORDU KAN İSTASYONU
Bucak Mah. İbn-İ Sina Cad. İl Sağlık Müdürlüğü Hizmet Binası Zemin Kat / ORDU
Tel: 0452 225 17 35
Fax: 0452 225 16 75
ÖDEMİŞ KAN İSTASYONU
Ulus Meydanı No:3 ÖDEMİŞ
Tel – Fax: (232) 544 86 85
RİZE KAN İSTASYONU
Kızılay Kan İstasyonu RİZE
Tel – Fax: (464) 317 12 92
SAKARYA KAN İSTASYONU
Adnan Menderes Cad. Devlet Hastanesi Acil Karşısı SAKARYA
Tel: (264) 291 52 26
Fax: (264) 291 52 28
SAMSUN KAN MERKEZI
19 Mayis Mah. Agabali Cad. Adliye karsisi No:1 SAMSUN
Tel : (362) 433 16 61
Faks : 0 362 433 03 20
SİİRT KAN İSTASYONU
Ziraat Cad. Yeni Mah. Altunç Apt. No: 6 SİİRT
Tel: (484) 223 60 60
SİVAS KAN MERKEZİ
Kepenek Cad. Sular basi Sokak M. Aliaga Camisi yani No:4 SIVAS
Tel : (346) 221 25 78
Faks : (346) 221 99 25
TİRE KAN ALMA BİRİMİ
Dr. Ertuğrul AKER Devlet Hastanesi Bahçe Kahve Mevkii TİRE
Tel: (232) 512 15 22
UŞAK KAN İSTASYONU
Milli Egemenlik Cad. No:6 UŞAK
Tel: (276) 224 74 37
Fax: (276) 224 44 27
VAN KAN MERKEZİ
Şerefiye Mah. Mareşal Fevzi Çakmak Cad. Kültür Sok. VAN
Tel: 0432 214 13 28
Fax:0432 214 13 28
YALOVA KAN İSTASYONU
Spor Sahası Karşısı Sigorta Müdürlüğü Yanı YALOVA
Tel – Fax: (226) 811 55 77
ZEYNEP KAMİL KAN MERKEZİ
Dr. Farhri Atabey Cad. Arakiyeci Hacı Mehmet Mah. No:144 ÜSKÜDAR
Tel : (216) 310 03 85
Faks : 0 216 310 43 33
ZONGULDAK KAN MERKEZİ
Üzülmez Cad. No : 28 ZONGULDAK
Tel – Faks : (372) 253 42 89
Burnunuzu yavaş silin…
Yorumlar Kapalı
Burun silme, insanın büyürken vazgeçmesi gereken alışkanlıklarından biridir. Çocukluğunuzda belki de ebeveyniniz burnunuzu silmeniz için sizi desteklemiştir. Aslında burnunuzu yavaş silmenizin bir sakıncası yoktur, yeter ki olanca gücünüzle sümkürmeyin.
Virginia Üniversitesi’nden bazı bilim adamları nezle olan insanlar sık sık sümkürdüklerinde nezlenin daha uzun sürdüğünü saptamışlardır. Öte yandan burunlarını kâğıt mendille silenlerin nezlelerinin sanıldığı kadar kötüleşmediği de ortaya çıkmıştır.
Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi
Yorumlar Kapalı
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.
İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.
Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.
Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
%90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.
Grip ve soğuk algınlığı
Yorumlar Kapalı
Grip, influenza denilen virüsün bronşlar ve akciğerden oluşan solunum sisteminde meydana getirdiği, özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlara yol açan yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur.
İşgücü kaybı açısından bakıldığında tüm dünyada işe devamsızlığın %10′undan sorumludur. Dünya nüfusunun yaklaşık %10-20′si her yıl gribe yakalanmaktadır.
Grip olan kişilerin aksırık, öksürük ve hatta konuşmaları ile üst solunum yollarındaki salgılardan yayılan virüs yüklü su damlacıkları havaya geçerek orada saatlerce asılı kalabilir. Bu damlacıklar nefes yolu ile alındıklarında, alt ve üst solunum yoluna yerleşirler ve orada hızla çoğalırlar. Kuluçka süresi 1-3 gün arasında değişir ve bu dönemde kişide hastalık belirtisi olmamasına karşın hastalık bulaştırıcı özellik bulunmaktadır. Bu özellik grip belirtileri başladıktan sonra 4-6 gün kadar da devam eder.
BELİRTİLERİ NELERDİR?
Başlangıcı genellikle anidir. Kişi kendini iyi hissediyorken, 1-2 saat içinde önce; üşüme, titreme, terleme, baş ağrısı, kas ağrıları ve ateş (38°C-40°C) başlar, daha sonrasında ise burun akıntısı, baş dönmesi, öksürük, boğaz ağrısı, göğüste yanma, ağrı, gözlerin sulanması ve gözlerde ışığa hassasiyet şikayetlerinden bir ya da birkaç tanesi tabloya eklenebilir.
Bu belirtiler 3-5 gün kadar sürse de genellikle 2-3 gün içinde düzelme başlar.
EN ÇOK KİMLER RİSK ALTINDADIR?
Küçük çocuklar ve 65 yaşından büyük olan kişiler,
Şeker hastaları,
Astım ve kronik akciğer hastalığı olanlar,
Transplantasyonlu organ nakli yapılmış hastalar,
Böbrek hastaları,
Bakımevlerinde ve huzurevlerinde kalanlar,
Bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişiler,
Anne adayları,
Bebekler,
Türkiye’de bu gruplara giren yaklaşık 30 milyon kişi yaşamaktadır.
GRİPTEN NASIL KORUNMALI?
Grip virüsünün vücuda girmesi ile başlayan bu bulgular genellikle 5-7 günde iyileşme ile sonuçlansa da, bazen kulak (otit) veya akciğer enfeksiyonları (zatürre) gibi bazı ciddi enfeksiyonlara yol açabilirler. Bu nedenle korunma çok önemlidir.
Korunma için;
Dengeli beslenmeli: Vücudun ihtiyacı olan protein, yağ, şeker ve vitamin yeterli olarak alınmazsa, vücut direnci düşer ve solunum organları mukoza hücreleri de bu durumdan etkilenir. Özellikle besleyici değeri düşük, yağdan zengin hamburger gibi yiyeceklerin aşırı tüketilmesi grip hastalığına davetiyedir.
Yeterli miktarda su içilmeli: Solunum mukoza hücrelerinin nemli olması, virüs taşıyan damlacıkların etkisine karşı direnci sağlar. Bu nedenle özellikle su içme ihtiyacının azaldığı kış mevsimi de dahil olmak üzere, her dönemde günde 8-10 bardak su içilmelidir.
Düzenli spor yapılmalı: Yetişkin biri için haftada 3 gün, günde 1 saat olmak üzere spor yapılması gereklidir. Spor vücut direncinin arttırılması için çok önemlidir.
Stresten uzak yaşamalı: Stres, vücut direncini azaltarak hastalıklara davetiye çıkaran en önemli etkenlerdendir.
Sigara içmemeli: Sigara da aynı stres gibi vücut direncini azaltır. Ayrıca virüs yüklü damlacıklar, sigara içilen ortamlarda, dumana yapıştıkları için hastalık yapıcı özellikleri artar.
Tokalaşmayın: Grip olan bir kişi ile tokalaşmak, salgın zamanlarında iş yerlerinde bir çok kişi tarafından kullanılan cihazları kullanmak ta bulaş yollarındandır. Çünkü virüs bu gibi yerlerde 2-3 saat canlı kalabilir. Bu nedenle temizlik önemlidir.
Kalabalık yerlerden mümkün olduğu kadar uzak durun: Toplu taşıtlar, sinema, tiyatro gibi kalabalık yerlerde grip olan bir kişinin aksırması ile virüsler büyük bir hızla (160 km/saat) hareket ederek 3-4 metre uzağa yayılabilir.
Düzenli uyuyun: Bir gece uykusuz kalındığında, virüslere karşı savaşan vücut hücreleri yarı yarıya azalmaktadır.
Çıplak ayak dolaşmayın: Özellikle kış aylarında, zemin ısısı düşük olacağından, refleks olarak solunum mukoza hücrelerini de besleyen vücut damarlarında daralma olacak ve sonuç olarak kan dolaşımı yavaşlayacaktır. Mukoza hücrelerindeki nemlilik oranının azalması ile birlikte savunma gücü de azalacak ve virüslerin girişi kolaylaşacaktır.
Sıcak ortamlardan kaçının: Özellikle kış mevsiminde daha çok kapalı ve sıcak ortamların tercih edilmesi de solunum mukoza hücre zarlarının kurumasına neden olarak virüslerin vücuda girişini kolaylaştırır.
GRİP NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Her şeyden önce istirahat, mümkünse yatak istirahati önemlidir. Yatarken başın yukarıda tutulması (2 ya da daha fazla sayıda yastık ile yatmak) geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı azaltacaktır.
Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam bir iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmelidir.
Bulunulan ortamın uygun ısıda olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat edilmeli, havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır.
Hastalık süresince, özellikle yüksek ateş varsa bol sıvı alınması çok önemlidir. Bu nedenle su içinde eritilerek kullanılan anti-gribal ilaçlar, sıvı alımının artırılması, hızlı etki sağlaması açısından önerilir. Hastalıkta; su, meyve suyu ve kafeinsiz içecekler tercih edilmelidir. Yeteri kadar sıvı alınması sinüslerdeki ve göğsünüzdeki ifrazatın daha az birikmesine ve vücuttan daha kolay temizlenmesine yardım eder.
Hastalık dönemlerinde beslenmeye dikkat etmeli, iştahsızlık varsa enerji ihtiyacını gidermek için karbonhidrattan zengin diyet uygulanmalıdır.
Antibiyotik türü ilaçlar, ancak viral bir enfeksiyon olan gribin üzerine bakteriyel bir başka enfeksiyon eklendiğinde ancak bir hekimin önerisi ile kullanılabilir.
Grip sırasında aspirin kullanılmamalıdır.
SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?
Soğuk algınlığı; çeşitli virüslerin yol açtığı, üst solunum yollarında bazı belirtilere yol açan ‘hafif’ seyirli bir hastalıktır.
En sık görülen virüsler:
Rhinovirüsler %15-40,
Coronavirüsler %10-20,
Parainfluenza virüsü %5-10,
Respiratuar sinsityal virüsler %6,
Soğuk algınlığı kişiden kişiye bulaşır. Başlangıçta bu bulaşmanın aksırma, öksürme ile etrafa saçılan damlacıkların içindeki virüslerin havada kalması ile olduğu sanılmaktaydı. Ancak şimdi mevcut kanıtlar bulaşmanın virüsü almış hastanın elinden hassas insanlara geçmesi ve hassas bireylerin de ağız-burun mukozalarına sürmeleri ile olduğu yönündedir. Bu nedenle soğuk algınlığının bulaşmasını engellemenin yolu ellerin sık yıkanmasıdır.
Yapılan araştırmalarda havanın soğukluğunun soğuk algınlığı hastalığının başlaması ve seyretmesi ile ilintili olmadığını, psikolojik stres, üst solunum yollarını etkileyen alerjiler ve adet dönemlerinin hastalığa yakalanma riskini artırdıkları saptanmıştır.
Soğuk algınlığına bir çok virüs sebep olabileceği için de vücut hiçbir zaman bu virüslerin tümüne direnç geliştiremez. Bu sebeple her sene tekrar tekrar soğuk algınlığı geçirilebilir.
Soğuk algınlığı belirtileri: Ateş, baş ağrısı, eklem ve kas ağrısı, yorgunluk hissi, akan ya da dolu burun, hapşırma, boğaz ağrısı, göğüs doluluğu, koku ve tat duygusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ve ses kalitesindeki değişiklikler
SOĞUK ALGINLIĞI TEDAVİSİ:
Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Tedavi belirtilere göre yapılmalıdır. Su içinde eritilerek kullanılan ve soğuk algınlığına ait belirtileri gideren ilaçlar, sıvı alımının artırılması ve hızlı etki sağlaması açısından da önerilmektedir. Ayrıca istirahat edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden kazanılmasına yardım eder.
Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra virüsleri rahatlıkla burnumuza veya gözlerimize transfer edebiliriz. Bunu engellemek için ellerimizi sık sık sabunlu su ile yıkamalıyız.
Hastaneler
Yorumlar Kapalı
Türkiye’deki Tüm Devlet Hastaneleri ve Özel Hastaneler İçin Tıklayın. Hastaneden Randevu Alabilir ve Hastanelerin İletişim Bilgilerine Ulaşabilirsiniz




















