ALerji

Yorumlar Kapalı

Fiziki alerji

Fizikî alerji nedir ?
Sıcak, soğuk, ışın veya mekanik iritasyonla meydana gelen anor­mal bir haldir.

Fizikî alerjinin belirtileri nelerdir ?
Fizikî alerjinin iki tür tepkisi vardır: Temas tepkileri ve refleks tep. kileri. Temas tepkisi fizikî etken ile temasta ve yerde ileri gelir. Meselâ soğukla temas eden vücut kısımlarında meydana gelen kur­deşenler. Refleks tipi tepkiler vücudun temasla uzak kalan doku­larında gelişebilir: Meselâ sıcak veya soğuktan ileri gelebilecek astımatik bir kriz veya ürtiker. Tahriş edici bir maddeden dolayı ile­ri gelebilecek refleks tipi bir fizikî alerji o kadar şiddetli olabilir ki bu bayılma veya şuur kaybetme halleri meydana getirebilmek­te ve bazı hallerde denizde boğulmalara neden olmaktadır.

Fizikî allerj ilerin tedavileri hangileridir ?
Tedavi, bu tip alerjisi olan bir hastayı kısa sürelerle fakat uzun bir zaman için sıcağa, soğuğa veya başka tahriş edici bir hale maruz bırakmaktır. Hasta bu yolda tedaviyle hassas olduğu fizikî hale karşı bir derece tolerans göstermeye başlayabilir. Meselâ, hasta­nın durumuna göre yavaş yavaş soğutulan veya ısıtılan günlük banyolar hastanın soğuğa veya sıcağa karşı hassasiyetini ortadan kaldırabilir. Bazen de antihistaminik ilâçları hassasiyetin kaybol­ması için yararlı olabilir.

Böcek alerjisi

Bal arısı, yabanî arı ve eşekarısı sokmalarına karşı alerjik olan kişiler sokulmamak için tedbir alabilirler mi ?
Evet. Önceden alınacak bazı tedbirlerle böyle sokma imkânları kısmen önlenebilir:
a.Her nevi yiyecek maddesi bu böcekleri cezbedebilir. Dışarıda pişirmek veya , ev hayvanlarına dışarıda yiyecek vermek, açık bırakılan çöp tenekeleri, bir çocuğun yemekte olduğu tatlılardan döküntüler bu gibi böcekleri cezbedebilir. Yemekler yeninceye kadar örtülü tutulmasıyla, çöplüklerin son derece te­miz tutulmasıyla, çöp tenekelerinin ve ev dışındaki dinlenme yer­lerinin devamlı püskürtme ilâçlarla ilaçlamak bu gibi böcekle­ri uzaklaştırır
b.Bahçelerde elektrikli bahçe kırpma makasları, traktörler, mo­torlu biçme makineleri kullanılmamalıdır.
c.Parfümler, saç spreyleri, saç losyonları, güneş losyonları ve baş­ka birçok kozmetik böcekleri cezp ettiklerinden bunların kulla­nılmasından kaçınılmalıdır. Böceklerin kapılabileceği bol giysi­ler, parlak renkler, çiçekli kumaşlar ve siyah renkli elbiselerden kaçınılmalıdır. Beyaz, yeşil ve hâki renkleri ne arı türlerini cezbeder ne de sinirlendirir.
d.Sert toprak veya kumluk yerler dışında daima ayakkabı kul­lanılmalıdır.
e.Sağduyu sahibi olunduğu zamanlar bazı sokmalar önlenebilinir. Kolların sallanması arıları kaçırmayacağından bu hareket­ten kaçınılması ve arıları çekebilecek başka hareketler de ya­pılmaması gereklidir. Bütün anî hareketler arıların saldırısını artırabilir. Her zaman etrafa bakınmak ve dikkatli olmak da bir­çok sokulma vakasını önleyebilir.

Böcek sokmalarına karşı hassas olan kimseler başka ne gibi tedbir­ler alabilirler ?
Bu gibiler dışarıda bulundukları.zamanlar yanlarında daima içe­risinde enjeksiyon için epinephrine, antihistemin tabletleri ve akıntısını durdurmak için kola veya bacağa sarılan sıkı bir sargı bulunan bir ilâç takım çantası bulundurmaları gereklidir. Bir sokma olayı meydana geldiği zaman bu ilâçlardan gerekenler der­hal kullanılmalı ve bir doktora başvurulmalıdır.

Böcek sokmalarına alerjik olanlar profilaktik yoldan tedaviye tâbi tutulabilirler mi ?
Evet. Bu gibiler böceklerin özleriyle teste tâbi tutulabilirler ve alı­nan sonuca göre gerekli özle hazırlanacak ilâçla (hyposensitize) tedavi edileceklerdir.

İlaç alerjisi

Hangi ilaçlar alerjik tepki gösterebilir
Hasta bunlara hassas ise pratik bakımdan her ilâç.

Bir insanın, bir ilâca alerjisi olup olmadığı önceden tespit edilebilir mi ?
Hayır.

Bir ilâca karşı alerji teşhisi nasıl konabilir ?
Hastanın özgeçmişini uzun uzadıya kontrolden geçirmekle.

İlâçtan ileri gelen alerjilerin belirtileri nelerdir ?
Bu alerji, burun zarı iltihabı, ürtiker, astım krizleri veya deride yaralarla kendisini gösterebilir.

İlâçtan gelen alerjiler tehlikeli olabilir mi ?
Evet. Aspirin gibi bir ilâca alerjik olan bir hasta tek bir aspirin tableti almak sonucu ölebilir.

İlâç alerjisi irsiyede bağlı mıdır ?
Hayır. Bu tip alerji bir hassasiyetten ileri gelmektedir.

İlâç alerjileri deride yapılan testlerle tespit edilebilir mi ?
Hayır.

İlâç alerjileri nasıl tedavi edilir ?
İlâç alerjilerinin tedavisinde en başarılı olan steroid ve antihistaminik ilâçlarıdır.

Deri alerjileri

Bazı genel deri alerjileri hangileridir ?
a.Birisinin hassas olduğu maddelerle teması ile ileri gelen deri il­tihabı (
).
b.Zehirli sarmaşık. (Bu bir nevi dermatisis hastalığıdır).
c. deri iltihabı () veya egzama.
d.Ürtiker.

Temasla gelen deri iltihabı () nedir ?
Bu alerjik hastalıkların en yaygınlarından biridir. Hastanın, fazlasıyla hassas olduğu bir maddenin derisi ile teması sonucu mey­dana gelir. Bunlardan birisi zehirli sarmaşıktır. Deri iltihabı () belirtileri derinin kızarması ve kaşınmasıyla başlar; son­radan şişkinlikler, çatlaklar, dışa sızıntılar, kabuk bağlamalar ve dökülmeler meydana gelir. Bu belirtiler kendilerini bir yerde gös­terebildiği gibi bütün vücudu da kaplayabilir.

Temasla ileri gelen deri iltihabını genellikle hangi maddeler meydana getirir ?
Kimyevî maddeler, bitki yağları, kozmetikler, vücut kokusunu önleyici losyonlar, ağız temizleyici ilâçlar, ilâçlar, giyecekler, plâstikler, boyalar vs. Bunlara olan hassasiyet geniş ölçüde değişiktir.

Temasla ileri gelen deri iltihabının tedavi usulleri nelerdir ?
Kriz hallerinde antihistamin ilâçların verilmesi ve deri tahrişleri­nin giderilmesi için gereken ilâçlara başvurulmasıyla. Ayrıca alerjiyi meydana getiren maddenin tespiti ve bundan sonra bu mad­deyle temastan kaçınmakla. Çok kez kortizon gibi bir steroit’e baş­vurmak gerekli olur.

deri iltihabı nedir ?
Bu, özellikle bebeklerde rastlanan bir deri egzamasıdır ve genellik­le bir besin maddesine duyulan hassasiyetten ileri gelmektedir. Bu gibi hastalıklar genellikle irsidir.

Ürtiker nedir ?
Bu hastalık, deride çeşitli adetlerde ve muhtelif büyüklükte görü­nen kabarcık veya sivilcelerden meydana gelen bir alerjidir. Bu kabarcıklar ve sivilceler bazen çok büyük olur ve çok kaşıntıya yol açarlar. Bunlar dudaklarda, yüzde, dilde, boğazda, kulaklarda, ve­ya vücudun başka yerlerinde meydana gelebilirler.

Ürtiker veya kurdeşenin sebepleri nelerdir ?
Bunlar genellikle bir gıda maddesi veya bir ilâca karşı duyulan al-lerj iden ileri gelmektedirler.

Ürtikerin belirtileri nelerdir ?
En rahatsız edici belirti aşırı kaşıntıdır.

Ürtikeri meydana getiren maddeler genellikle hangileridir ?
, deniz mahsulleri, fazla baharatlı yemekler ve aspirin, en çok ürtiker yapan şeyler1 arasında gelmektedir.

Ürtikerin tedavisi nasıl yapılır ?
Dokunan madde veya yiyecekten alınmamasıyla ve gereken anti-alerjik ilâçları kullanmakla. Önemli zamanlarda veya benzeri ilâçlar alınmakla krizli durum hafifletilebilir.

Ürtiker bir kez tedavi edildikten sonra yeniden tekrarlar mı ?
Evet. Ürtikere yol açan gıda maddesi yeniden yenildiği takdirde.

Çocuklar büyüyünce deri alerjileri geçebilir mi ?
Evet.

Deri alerjileri olan çocukların büyüyünce başka alerjilere de meyil­leri olabilir mi ?
Evet. Çünkü deri alerjisi vücutta alerjik meyillerdin ancak bir ta­nesidir.

Besin alerjisi

  hangileridir ?
Hastanın hassas olduğu yemeklerden ileri gelen mide ve bağırsak bozuklukları.

Gastrointestinal alerjilerin belirtileri nelerdir ?
Geğirmek, baş dönmesi, kusmak, karın ağrıları, kabızlık, ishal ve hatta ağızda meydana gelen yaralar.

Hangi besin maddesinin alerjiye neden olduğu nasıl tespit edilir ?
Bir iki gün hiçbir besin maddesi almayarak ve bundan sonra ele alınacak bir perhiz sisteminde gıda maddelerini teker teker ilâve ederek. Dokunan besin maddesi tespit edildikten sonra hasta bu maddeyi, artık yemeklerinden eksik eder.

Besin alerjilerin tedavisi nasıl yapılır ?
a.Kendisine dokunan maddeyi bir daha yememekle,
b.Bir krizde, krizi hafifletmek için antihistaminik tedavi usulü ve­ya başka gerekli ilâçları kullanarak.

Bir besin maddesi alındıktan ne kadar zaman sonra alerjik tepki ken­disini gösterebilir ?
Alerjik belirtiler kendisini hemen veya birkaç dakika içerisinde gösterebilir. Bazen de birkaç saat sonra meydana çıkabilir. Bu ge­cikme süresi bazı hallerde yaklaşık otuz altı saate kadar uzayabi­lir.

Bir besin maddesi alerjik tepki göstermişse, bu maddenin her zaman alerji yapacağı anlamına gelir mi ?
Bu şart değildir. Bir hasta bu maddeye karşı dayanıklılık meyda­na getirebilir.

Bir hasta hassas olduğu bir besin maddesini bilerek hassasiyetini ölç­mek için yemeli midir ?
Bundan önce bu besin maddesi alındığı zaman tepki şiddetli olmuş­sa bu akıllıca bir hareket olmaz. Ancak hasta bu yolda bir deney yapacaksa bu besin maddesinden çok az bir miktar almalıdır.

Besin maddesi alerjisi ne derece yaygındır ?
Birçok kişi bazı besin maddelerine karşı alerji vardır. Fakat bun­ların çoğu bundan habersiz bulunmaktadır.

ölüme neden olabilir mi ?
Hayır.

karında cerrahî müdahale gerektirecek belirtilere se­bep olabilir mi ?
Evet. Çok kez bir hasta gerçekten besin alerjisinden rahatsız ol­duğu zamanlar, görünen belirtiler apandisit veya safra kesesi has­talığı teşhisleri konmasına sebep olur.

Aşırı terlemenin nedenleri ve tedavisi

Yorumlar Kapalı

Terlemenin insanlarda doğal olarak gözlenirken aşırı kişi de sorunlar yaratabiliyor. Terin salgılanması insanlarda sinir sisteminin “sempatetik” denilen kısmının çalışması ile ilgili olup toplumun % 1′inde bu sistem aşırı düzeyde çalışıyor. Özellikle stresli durumlarda bu sistem aşırı çalışıyor ve genel olarak , kış aylarında daha az rahatsız edici oluyor.

Bunun dışında bezinin aşırı çalışması, üstü bezinden kaynaklanan bazı hastalıklar, şişmanlık, menopoz, ağır psikiyatrik hastalıklar ve bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan hormonlar aşırı terlemeye yol açabiliyor.

Ruhsal ve fiziksel sorunlar
Bakteri üremesini kolaylaştırdığı için aşırı
kokuya da neden oluyor. Ruhsal ve fiziksel sorunlara yol açan, sosyal yaşamı zorlaştıran , ellerde, koltuk altında, ayak altlarından, yüzde ve gövdede oluşabiliyor. Terlemenin ellerde olduğunda hem el ile yapılan işlerde güçlük çekiliyor hem de sosyal olarak kişileri rahatsız ediyor. stresli durumlarda gelişiyorsa ve kişi terlemeden rahatsız ise kısır bir döngü içine giriyor ve terleyeceğini bilerek daha endişeli hale geliyor ki bu endişe de daha fazla terlemeye yol açıyor.

Terlemenin nedeninin saptanması
tedavisine başlanmadan önce nedeninin saptanması gerekiyor. sorunu olan kişinin öncelikle kilo durumu inceleniyor. Aldığı ilaçlar gözden geçiriliyor. Hastanın menopozda olup olmadığı araştırılıyor. Endokrinoloji uzmanının yapacağı değerlendirme ile sorunun bezinden ya da üstü bezlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirleniyor. Bu durumların hiçbirinde sorun saptanmaz ise doğuştan sempatetik sinir sisteminin aşırı çalıştığı ortaya çıkıyor.

Tedavide ilk olarak genel tedavi yaklaşımları uygulanıyor. Kişinin öncelikle kıyafetini düzeltmeli ve daha giyecekler giymesi gerekiyor. Lokal olarak talk pudrası veya oldukça etkili olan aleminyum klorid içeren solüsyonlar mutlaka öneriliyor. Bazı hastalarda sempatetik sinir sisteminin çalışmasını azaltmak ve böylece de terlemeyi azaltmak için ilaçlar da kullanılabiliyor. Bazı hastalarda strese bağlı terlemeyi kontrol edebilmek amacı ile psikoterapi de öneriliyor.

Uygulanan yöntemler
İyontoforez: Bu yöntemde
su banyosu içinde el veya ayaklara elektrik akımı veriliyor. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemde; ve orta derecede terlemesi olan hastalarda oldukça iyi cevap alınıyor.

Botulinum toksini: Özellikle koltuk altı terlemesinde kullanılan bir olan Botulinum toksini, aslında doğal bir zehirdir ve sulandırılarak tıpta çeşitli amaçlarla uzun zamandır kullanılıyor. Ter bezlerini çalıştıran sinirleri felç ederek etki gösteren , terlemeyi 3 – 4 kat azaltıyor. 6 -12 ay gibi uzun aralıklarla tekrarı gerekiyor.

Cerrahi tedavi: Carrahi tedavi özellikle ellerdeki ve yüzdeki aşırı için önerilen tedavi şekli. “Endoskopik transtorasik sempatektomi” olarak adlandırılan teknikle koltuk altından bir delik açılıp akciğer bölgesindeki yüz ve ellere giden sinirlerin başlangıç bölgesi kesiliyor. Ellerde % 99 civarında başarı elde edilirken, ayaklardaki için bel bölgesindeki sinirlerin kesilmesi gerekiyor. Sadece koltuk altı terlemelerinde koltuk altı ter bezlerinin alınması ile iyi sonuçlar elde edilebiliyor.”

İlk 6 ayda emzirme bebekte hayati önem taşıyor

Yorumlar Kapalı

Araştırmalarıma göre; ülkemizdeki annelerin sadece yüzde 2′si 6 ay boyunca emziriyor. Dün­ya Sağlık Örgütü (WHO), bebeklerin ilk 6 ayda sadece anne ü ile beslenmesini sağlıklı yaşam için şart koşuyor. Buna karşın ülkemizde hala ilk 6 ayda anne üyle beslenen oranı yüzde 2. Her yıl ekim ayının ilk haftasında WHO, “Dün­ya Emzirme Haftası’nı kutluyor. Hafta boyunca anne ünün için ne kadar yararlı olduğu, çeşitli etkinlikler düzenlenerek anlatılmaya çalı­şılıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan bil­giler arasında en acı verici olanı ise, her yıl isha­le yakalanan 3 bin 500 bebeğin yeterince anne ü almadığı için Ölüyor olması.

ülkemizde emzirmeyi teşvik etmek amacıyla kurulan Piyon Emzirme Çözümleri kurucusu Ar­zu üstündağ, 1980′li yıllardan itibaren bebeğini emziren anne sayısının giderek azaldığını belirt­ti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sadece 200 anneden birinde gerçekten salgılama so­rununun olduğunu ifade eden uzmanlar,
“Annelerimizin asıl sorunu kaygı. Bebeğin aç kaldığı kaygısı, annede üretimini sağlayan oksitosin hormonunun durmasına neden oluyor. Böylelikle anneler emzirmekten vazgeçebiliyor” diye konuştu.

İlk 6 ayda emziren anne oranı
(ÜNICEF İSTATİSTİKLERİ)
TÜRKİYE – %2
ARNAVUTLUK – %6
CEZAYİR – %13
ERMENİSTAN – %30
MISIR – %57
HIRTAVİSTAN – %23
NEPAL – %69
FİLİPİNLER – %37
MAKEDONYA – %37
DOĞU AVRUPA – %9
ABD – %8

Soğuk algınlığından korunmak için bunları yapın:

Yorumlar Kapalı

  • Bağışıklık sisteminizi güçlendirin.
  • Dengeli beslenin. Meyve sebze ağırlıklı beslenin, fazla et tüketmeyin.
  • Hastalık riski yüksekse bol bol C vitamini alın.
    (Örneğin her gün 2 kivi, 1 greyfurt, 1 yeşil biber veya 2 kaşık lahana turşusu yemek gibi)
  • Hareket edin ve soğuğa karşı vücudunuzun dayanıklı olmasını sağlayın. (Yüzmek, saunaya gitmek, soğuk duş almak, temiz havada yürüyüş yapmak, değişik spor faaliyetleri)
  • Oda havasını iyileştirin. Hava nemlendiricileri kullanın veya saksı çiçeklerini temin edin. Odayı aşırı ısıtmayın, düzenli olarak havalandırın.
  • Hava cereyanının oluşmamasına dikkat edin.
  • Virüslerden korunun.
  • Soğuk algınlığı dönemlerinden kalabalık ortamlarda, kapalı mekanlarda bulunmayın. Hasta insanlarla öpüşmeyin, 1.5 metreden fazla yaklaşmayın.
  • Ellerinizi düzenli yıkayın.
  • Çok kalın veya ince giysiler giymeyin. Havaya göre giyinin.
  • Stres altındaki insanlar hastalanmaya daha elverişlidir. Her gün düzenli olarak dinlenin. Gevşeme egzersizleri yapın.
  • Yanıklar için gerekli ilk yardım metotları hangileridir?

    Yorumlar Kapalı

    a.Birinci derece yanıklar ağrıyı dindiren ve derinin kuruyup çat­lamasını önleyen birçok merhemlerin yardımıyla tedavi edile­bilir. Eğer yanmayla kişinin genel sağlık durumu etkilenmemiş-se, birinci derece yanıklar, yanan kişi tarafından da teda­visi yapılabilir ve doktora başvurulması gerekmez.

    b.İkinci derece yanıkların tedavisi tarafından yapılmalı­dır. Alınacak ilk yardım tedbirleri şunlardır:

    1.Yanan kısım, yaklaşık on dakika akar soğuk su altında bu­lundurulmalıdır.

    2.Yanan alan sterilize edilmiş gazlı bezle örtülmelidir.

    3.Yanan kişinin fazla sulu şeyler alması temin edilmelidir.

    4.Yanan alanlar büyük miktarda su ve hafif bir sabunla yı­kanmalıdır.

    c.Üçüncü derecede yanıkları kendi kendine tedaviye hiçbir zaman gidilmemelidir. İlk tedbir olarak yanan kısmın üzerin­deki kirler suyla silinmeli ve temiz bir bezle örtülmelidir. Ya­nan kişiye bol miktarda sulu şeyler verilmeli ve hasta şok ha­lindeyse sedyeyle hastaneye kaldırılmalıdır. Bu hallerde yanan alana merhem sürülmemelidir.

    d.Dördüncü derece yanıklar da aynen üçüncü derece yanıklar gibi tedavi edilmelidir.

    Kızılay kan merkezleri adres ve telefonları

    Yorumlar Kapalı

    İSTANBUL ÇAPA KAN MERKEZİ
    Millet Cad. No : 122 Çapa ISTANBUL
    Tel : 0 212 534 69 73
    Faks : 0 212 635 29 07

    Orta Anadolu Bölgesel Kan Merkezi (ANKARA)
    Mamak Cad. No : 10 Cebeci / ANKARA
    Tel : 0 312 362 97 00 – 0 312 362 97 01 – 0 312 362 97 02
    Faks : 0 312 562 03 46

    EGE BÖLGESEL KAN MERKEZİ (IZMIR)
    Kizilay Cad. No : 1/ 1 Alsancak IZMIR
    Tel : 0 232 463 63 53
    Faks : 0 232 463 89 01

    KARADENIZ BÖLGESEL KAN MERKEZİ (TRABZON)
    Uzun Sok. Kizilay Is Hani Kat : 4 TRABZON
    Tel : 0 462 321 32 41
    Faks : 0 462 321 32 41

    GÜNEY BÖLGESEL KAN MERKEZİ (GAZİANTEP)
    Alleben Mah. Kemal Köker Cad. şahinbey – GAZİANTEP
    Tel: 0 342 232 66 66
    Fax: 0 342 231 78 28

    DOĞU BÖLGESEL KAN MERKEZİ (ERZURUM)
    Cumhuriyet Cad. Tekel Binası Lojmanları Altı Kat:1 ERZURUM
    Tel: 0 442 233 82 78 – 79
    Fax: 0 442 233 92 34

    ADANA KAN MERKEZİ
    Kurtulus Mah. 16. Sokak. No : 11 ADANA
    Tel : (322) 454 26 08
    Faks : 0 322 454 40 63

    ANTALYA KAN MERKEZİ
    Anafartalar Cad. Balci Apt. No : 62/ 1 ANTALYA
    Tel : (242) 244 00 20
    Faks : 0 242 247 30 23

    ARTVİN KAN ALMA BİRİMİ
    İnönü cad. Kızılay İş Merkezi No:60 Kat:2 ARTVİN
    Tel: (466) 212 74 18
    Fax: (466) 212 74 12

    AYDIN KAN İSTASYONU
    Adres : Hasan Efendi Mah. Kızılay Cad. No:12/1 Kat :1 AYDIN
    Tel : (256) 213 77 31

    BALIKESİR KAN MERKEZİ
    Atatürk Mah. Bandirma Cad. No : 1 BALIKESİR
    Tel : (266) 246 04 80
    Faks : 0 266 246 34 50

    BATMAN KAN ALMA BİRİMİ
    Bahçelievler mah. Turgut Özal Bulvarı Endüstri Meslek Lisesi Karşısı – BATMAN
    Tel: 0 488 213 13 82

    BOLU KAN ALMA BİRİMİ (KONTEYNER)
    Bahçelievler Mah. Kızılay Hamamı Yanı BOLU

    BURSA KAN MERKEZI
    Orhan Mah. İmaret Sok. No 9/B BURSA
    Tel : (224) 221 15 08
    Faks : 0 224 224 47 09

    BURDUR KAN ALMA BİRİMİ
    Yeni Mah. Acun Sk. No:19 Kat:1 BURDUR
    Tel: 0248 234 15 30
    Fax: 0248 234 15 31

    ÇANAKKALE KAN İSTASYONU
    Adres: Kemalpasa Mah. Kizilay Sok. No : 16 ÇANAKKALE
    Tel – Faks : (286) 217 12 84

    ÇORLU KAN İSTASYONU
    Muhittin Mah. Aslan Sok. Belediye Otoparkı Üstü Çorlu/ TEKİRDAĞ
    Tel – Fax: (282) 653 1193

    DENİZLİ KAN MERKEZİ
    Akkonak Mah. Fatih cad. No:1 DENİZLİ
    Tel : (258) 265 49 76
    Faks : 0 258 265 47 51

    DİYARBAKIR KAN MERKEZİ
    Hastaneler Cad. Kizilay Is Hani Kat : 4 No:3 Dag kapi DIYARBAKIR
    Tel : (412) 228 40 71
    Faks : 0 412 228 40 71

    DÜZCE KAN MERKEZİ
    Eski Istanbul Cad. Anitpark Karsisi DÜZCE
    Tel : (380) 514 32 14
    Faks : 0 380 523 84 87

    EDIRNE KAN İSTASYONU
    Saricapasa Mah. Devlet Hastanesi Yanı EDIRNE
    Tel : (284) 213 03 69
    Faks : 0 284 213 03 69

    ERZİNCAN KAN İSTASYONU
    Karaağaç Mah. Erzincan Devlet Hastanesi Yanı
    Eski Döner Sermaye Saymanlık Binası ERZİNCAN
    Tel – Fax: (446) 224 37 76

    ESKİŞEHİR KAN MERKEZİ
    Arifiye Mah. Postane Sok. No:16 ESKİŞEHİR
    Tel: (222) 221 99 06-07
    Fax: (222) 230 07 75

    GİRESUN KAN İSTASYONU
    Kale Devlet Hastanesi Ahmet Fatoğlu Diyaliz Merkezi Karşısı GİRESUN
    Tel: (454) 215 28 73
    Fax: (454) 215 28 74

    GÜMÜŞHANE KAN ALMA BİRİMİ
    Zafer Meydanı Hükümet Konağı Karşısı Merkez – GÜMÜŞHANE
    Tel – Fax: (456) 213 61 44

    IĞDIR KAN ALMA BİRİMİ
    Emin Ekinci İş Merkezi 1.Kat No:2 IĞDIR
    Tel: 0 476 227 07 22

    ISPARTA KAN İSTASYONU
    Hızır Bey Mah. Halis Sok. No:1 ISPARTA
    Tel: 0 246 223 33 35
    Fax: 0 246 232 80 23

    İSKENDERUN KAN MERKEZİ
    Çay Mah. 102.Sok. No: 16 İSKENDERUN
    Tel: (326) 613 63 28
    Fax: (326) 613 63 27

    KAHRAMANMARAŞ KAN İSTASYONU
    Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı Yavuz Sultan Selim Mah. No:83
    KAHRAMANMARAŞ
    Tel: 0 344 236 20 05
    Fax: 0 344 236 20 46

    KARABÜK KAN İSTASYONU
    Atatürk Bulvarı Karabük Kızılay Binası No:4 KARABÜK
    Tel: (370) 412 47 74
    Fax: (370) 412 54 78

    KAYSERİ KAN MERKEZİ
    Örnek Evler Mah. Ay Sokak. No : 6 Kocasinan KAYSERI
    Tel : (352) 221 07 10
    Faks : 0 352 221 07 12

    KIRIKKALE KAN İSTASYONU
    Yenidoğan Mah. 23. Sk. Barbaros Hayrettin Cad. 1A KIRIKKALE
    Tel: 0318 218 44 77
    Fax: 0318 215 35 26

    KIRŞEHİR KAN ALMA BİRİMİ
    Aşıkpaşa Mah. Eski Ankara Cad. Müftülük Yanı Örnekevler Apt. No:1 KIRŞEHİR
    Tel: 0386 214 25 04
    Fax: 0386 214 25 00

    KIRKLARELİ KAN ALMA BİRİMİ (KONTEYNER)

    KİLİS KAN İSTASYONU
    Islahiye Cad. 1 No.lu Sağlık Ocağı Yanı No:25 KİLİS
    Tel: (348) 813 13 67
    Fax: (348) 813 13 68

    KOCAELİ KAN İSTASYONU
    İstiklal Cad. Kızılay İş Merkezi – İZMİT
    Tel – Fax: (262) 321 22 34

    KONYA KAN MERKEZİ
    Karakurt Mah. Taskapu Medrese Sok. No:36 Meram/KONYA
    Tel : 0 332 351 13 54, 0 332 351 76 55
    Faks : 0 332 351 63 13

    KÜTAHYA KAN ALMA BİRİMİ
    Eski Hükümet Cad. Kızılay Sok. Merkez Komutanlığı Yanı KÜTAHYA
    Tel: (274) 223 12 12
    Fax: (274) 216 68 68

    LÜLEBURGAZ KAN ALMA BİRİMİ
    Yeni Mah. Emrullah Efendi Ara Sok. No:1 LÜLEBURGAZ
    Tel: (288) 413 22 32
    Fax: (288) 413 07 87

    MALATYA KAN MERKEZİ
    Ferhadiye Mah. Özel İdare Sok. No:111 MALATYA
    Tel: (422) 326 27 66
    Fax: (422) 326 27 88

    MARMARİS KAN MERKEZİ
    Eski Datça Yolu No:54 48700 Marmaris
    Tel: (252) 412 48 12
    Faks: (252) 4120079

    MANİSA KAN İSTASYONU
    Adres : Avni Gemicioðlu Cad. No: 83/B
    Tel – Fax: (236) 231 77 86

    MERSİN (İÇEL) KAN İSTASYONU
    CamiŞerif Mah. 5222 Sok. No:8 Borsa Sarayı Karşısı MERSİN
    Tel: (324) 239 41 39
    Fax: (324) 237 59 24

    NEVŞEHİR KAN ALMA BİRİMİ
    Ragıp Üner Mah. 17.Cad. No:1 NEVŞEHİR
    Tel: 0384 215 25 52
    Fax: 0384 215 25 51

    ORDU KAN İSTASYONU
    Bucak Mah. İbn-İ Sina Cad. İl Sağlık Müdürlüğü Hizmet Binası Zemin Kat / ORDU
    Tel: 0452 225 17 35
    Fax: 0452 225 16 75

    ÖDEMİŞ KAN İSTASYONU
    Ulus Meydanı No:3 ÖDEMİŞ
    Tel – Fax: (232) 544 86 85

    RİZE KAN İSTASYONU
    Kızılay Kan İstasyonu RİZE
    Tel – Fax: (464) 317 12 92

    SAKARYA KAN İSTASYONU
    Adnan Menderes Cad. Devlet Hastanesi Acil Karşısı SAKARYA
    Tel: (264) 291 52 26
    Fax: (264) 291 52 28

    SAMSUN KAN MERKEZI
    19 Mayis Mah. Agabali Cad. Adliye karsisi No:1 SAMSUN
    Tel : (362) 433 16 61
    Faks : 0 362 433 03 20

    SİİRT KAN İSTASYONU
    Ziraat Cad. Yeni Mah. Altunç Apt. No: 6 SİİRT
    Tel: (484) 223 60 60

    SİVAS KAN MERKEZİ
    Kepenek Cad. Sular basi Sokak M. Aliaga Camisi yani No:4 SIVAS
    Tel : (346) 221 25 78
    Faks : (346) 221 99 25

    TİRE KAN ALMA BİRİMİ
    Dr. Ertuğrul AKER Devlet Hastanesi Bahçe Kahve Mevkii TİRE
    Tel: (232) 512 15 22

    UŞAK KAN İSTASYONU
    Milli Egemenlik Cad. No:6 UŞAK
    Tel: (276) 224 74 37
    Fax: (276) 224 44 27

    VAN KAN MERKEZİ
    Şerefiye Mah. Mareşal Fevzi Çakmak Cad. Kültür Sok. VAN
    Tel: 0432 214 13 28
    Fax:0432 214 13 28

    YALOVA KAN İSTASYONU
    Spor Sahası Karşısı Sigorta Müdürlüğü Yanı YALOVA
    Tel – Fax: (226) 811 55 77

    ZEYNEP KAMİL KAN MERKEZİ
    Dr. Farhri Atabey Cad. Arakiyeci Hacı Mehmet Mah. No:144 ÜSKÜDAR
    Tel : (216) 310 03 85
    Faks : 0 216 310 43 33

    ZONGULDAK KAN MERKEZİ
    Üzülmez Cad. No : 28 ZONGULDAK
    Tel – Faks : (372) 253 42 89

    Burnunuzu yavaş silin…

    Yorumlar Kapalı

    Burun silme, ın büyürken vazgeçmesi gereken alış­lıklarından biridir. Çocukluğunuzda belki de ebeveyniniz burnunu­zu silmeniz için sizi desteklemiştir. Aslında burnunuzu yavaş silme­nizin bir sakıncası yoktur, yeter ki olanca gücünüzle sümkürmeyin.

    Virginia Üniversitesi’nden bazı bilim adamları nezle olan in­sanlar sık sık sümkürdüklerinde nezlenin daha uzun sürdüğü­nü saptamışlardır. Öte yandan burunlarını kâğıt mendille si­lenlerin nezlelerinin sanıldığı kadar kötüleşmediği de ortaya çıkmıştır.

    Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi

    Yorumlar Kapalı

    ile sigara nasıl bırakılabilir?
    Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, , size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.

    İnsanlarda serotonin ve adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.

    Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
    Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.

    Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
    Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.

    Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
    %90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.

    Grip ve soğuk algınlığı

    Yorumlar Kapalı

    Grip, influenza denilen virüsün bronşlar ve akciğerden oluşan solunum sisteminde meydana getirdiği, özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlara yol açan yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur.

    İşgücü kaybı açısından bakıldığında tüm dünyada işe devamsızlığın %10′undan sorumludur. Dünya nüfusunun yaklaşık %10-20′si her yıl gribe yakalanmaktadır.

    Grip olan kişilerin aksırık, öksürük ve hatta konuşmaları ile üst solunum yollarındaki salgılardan yayılan virüs yüklü su damlacıkları havaya geçerek orada saatlerce asılı kalabilir. Bu damlacıklar nefes yolu ile alındıklarında, alt ve üst solunum yoluna yerleşirler ve orada hızla çoğalırlar. Kuluçka süresi 1-3 gün arasında değişir ve bu dönemde kişide hastalık belirtisi olmamasına karşın hastalık bulaştırıcı özellik bulunmaktadır. Bu özellik grip belirtileri başladıktan sonra 4-6 gün kadar da devam eder.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?
    Başlangıcı genellikle anidir. Kişi kendini iyi hissediyorken, 1-2 saat içinde önce; üşüme, titreme, terleme, baş ağrısı, kas ağrıları ve ateş (38°C-40°C) başlar, daha sonrasında ise burun akıntısı, baş dönmesi, öksürük, boğaz ağrısı, göğüste yanma, ağrı, gözlerin sulanması ve gözlerde ışığa hassasiyet şikayetlerinden bir ya da birkaç tanesi tabloya eklenebilir.

    Bu belirtiler 3-5 gün kadar sürse de genellikle 2-3 gün içinde düzelme başlar.

    EN ÇOK KİMLER RİSK ALTINDADIR?
    Küçük çocuklar ve 65 yaşından büyük olan kişiler,
    Şeker hastaları,
    Astım ve kronik
    hastalığı olanlar,
    Transplantasyonlu organ nakli yapılmış hastalar,
    hastaları,
    Bakımevlerinde ve huzurevlerinde kalanlar,
    Bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişiler,
    Anne adayları,
    Bebekler,

    Türkiye’de bu gruplara giren yaklaşık 30 milyon kişi yaşamaktadır.

    GRİPTEN NASIL KORUNMALI?
    Grip virüsünün vücuda girmesi ile başlayan bu bulgular genellikle 5-7 günde iyileşme ile sonuçlansa da, bazen kulak (otit) veya
    enfeksiyonları (zatürre) gibi bazı ciddi enfeksiyonlara yol açabilirler. Bu nedenle korunma çok önemlidir.

    Korunma için;
    Dengeli beslenmeli: Vücudun ihtiyacı olan
    , yağ, şeker ve yeterli olarak alınmazsa, vücut direnci düşer ve solunum organları mukoza hücreleri de bu durumdan etkilenir. Özellikle besleyici değeri düşük, yağdan zengin hamburger gibi yiyeceklerin aşırı tüketilmesi grip hastalığına davetiyedir.

    Yeterli miktarda su içilmeli: Solunum mukoza hücrelerinin nemli olması, virüs taşıyan damlacıkların etkisine karşı direnci sağlar. Bu nedenle özellikle su içme ihtiyacının azaldığı kış mevsimi de dahil olmak üzere, her dönemde günde 8-10 bardak su içilmelidir.

    Düzenli spor yapılmalı: Yetişkin biri için haftada 3 gün, günde 1 saat olmak üzere spor yapılması gereklidir. Spor vücut direncinin arttırılması için çok önemlidir.

    Stresten uzak yaşamalı: Stres, vücut direncini azaltarak hastalıklara davetiye çıkaran en önemli etkenlerdendir.

    Sigara içmemeli: Sigara da aynı stres gibi vücut direncini azaltır. Ayrıca virüs yüklü damlacıklar, sigara içilen ortamlarda, dumana yapıştıkları için hastalık yapıcı özellikleri artar.

    Tokalaşmayın: Grip olan bir kişi ile tokalaşmak, salgın zamanlarında iş yerlerinde bir çok kişi tarafından kullanılan cihazları kullanmak ta bulaş yollarındandır. Çünkü virüs bu gibi yerlerde 2-3 saat canlı kalabilir. Bu nedenle temizlik önemlidir.

    Kalabalık yerlerden mümkün olduğu kadar uzak durun: Toplu taşıtlar, sinema, tiyatro gibi kalabalık yerlerde grip olan bir kişinin aksırması ile virüsler büyük bir hızla (160 km/saat) hareket ederek 3-4 metre uzağa yayılabilir.

    Düzenli uyuyun: Bir gece uykusuz kalındığında, virüslere karşı savaşan vücut hücreleri yarı yarıya azalmaktadır.

    Çıplak ayak dolaşmayın: Özellikle kış aylarında, zemin ısısı düşük olacağından, refleks olarak solunum mukoza hücrelerini de besleyen vücut damarlarında daralma olacak ve sonuç olarak dolaşımı yavaşlayacaktır. Mukoza hücrelerindeki nemlilik oranının azalması ile birlikte savunma gücü de azalacak ve virüslerin girişi kolaylaşacaktır.

    Sıcak ortamlardan kaçının: Özellikle kış mevsiminde daha çok kapalı ve sıcak ortamların tercih edilmesi de solunum mukoza hücre zarlarının kurumasına neden olarak virüslerin vücuda girişini kolaylaştırır.

    GRİP NASIL TEDAVİ EDİLİR?
    Her şeyden önce istirahat, mümkünse yatak istirahati önemlidir. Yatarken başın yukarıda tutulması (2 ya da daha fazla sayıda yastık ile yatmak) geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı azaltacaktır.

    Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam bir iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmelidir.

    Bulunulan ortamın uygun ısıda olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat edilmeli, havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır.

    Hastalık süresince, özellikle yüksek ateş varsa bol sıvı alınması çok önemlidir. Bu nedenle su içinde eritilerek kullanılan anti-gribal ilaçlar, sıvı alımının artırılması, hızlı etki sağlaması açısından önerilir. Hastalıkta; su, meyve suyu ve kafeinsiz içecekler tercih edilmelidir. Yeteri kadar sıvı alınması sinüslerdeki ve göğsünüzdeki ifrazatın daha az birikmesine ve vücuttan daha kolay temizlenmesine yardım eder.

    Hastalık dönemlerinde beslenmeye dikkat etmeli, iştahsızlık varsa enerji ihtiyacını gidermek için karbonhidrattan zengin uygulanmalıdır.

    Antibiyotik türü ilaçlar, ancak viral bir enfeksiyon olan gribin üzerine bakteriyel bir başka enfeksiyon eklendiğinde ancak bir hekimin önerisi ile kullanılabilir.

    Grip sırasında aspirin kullanılmamalıdır.

    SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?
    Soğuk algınlığı; çeşitli virüslerin yol açtığı, üst solunum yollarında bazı belirtilere yol açan ‘hafif’ seyirli bir hastalıktır.

    En sık görülen virüsler:
    Rhinovirüsler %15-40,
    Coronavirüsler %10-20,
    Parainfluenza virüsü %5-10,
    Respiratuar sinsityal virüsler %6,

    Soğuk algınlığı kişiden kişiye bulaşır. Başlangıçta bu bulaşmanın aksırma, öksürme ile etrafa saçılan damlacıkların içindeki virüslerin havada kalması ile olduğu sanılmaktaydı. Ancak şimdi mevcut ıtlar bulaşmanın virüsü almış hastanın elinden hassas insanlara geçmesi ve hassas bireylerin de ağız-burun mukozalarına sürmeleri ile olduğu yönündedir. Bu nedenle soğuk algınlığının bulaşmasını engellemenin yolu ellerin sık yıkanmasıdır.

    Yapılan araştırmalarda havanın soğukluğunun soğuk algınlığı hastalığının başlaması ve seyretmesi ile ilintili olmadığını, psikolojik stres, üst solunum yollarını etkileyen alerjiler ve adet dönemlerinin hastalığa yakalanma riskini artırdıkları saptanmıştır.

    Soğuk algınlığına bir çok virüs sebep olabileceği için de vücut hiçbir zaman bu virüslerin tümüne direnç geliştiremez. Bu sebeple her sene tekrar tekrar soğuk algınlığı geçirilebilir.

    Soğuk algınlığı belirtileri: Ateş, baş ağrısı, eklem ve kas ağrısı, yorgunluk hissi, akan ya da dolu burun, hapşırma, boğaz ağrısı, göğüs doluluğu, koku ve tat duygusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ve ses kalitesindeki değişiklikler

    SOĞUK ALGINLIĞI TEDAVİSİ:
    Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Tedavi belirtilere göre yapılmalıdır. Su içinde eritilerek kullanılan ve soğuk algınlığına ait belirtileri gideren ilaçlar, sıvı alımının artırılması ve hızlı etki sağlaması açısından da önerilmektedir. Ayrıca istirahat edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden kazanılmasına yardım eder.

    Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra virüsleri rahatlıkla burnumuza veya gözlerimize transfer edebiliriz. Bunu engellemek için ellerimizi sık sık sabunlu su ile yıkamalıyız.

    Hastaneler

    Yorumlar Kapalı

    Türkiye’deki Tüm Devlet Hastaneleri ve Özel Hastaneler İçin Tıklayın. Hastaneden Randevu Alabilir ve Hastanelerin İletişim Bilgilerine Ulaşabilirsiniz

    Sonraki yazılar »