Nasrettin Hoca ve Karısı
Nasreddin Hocanın bir gün karısı ölmüş.Bir ay sonra kocası ölmüş dul bir kadınla evlenmiş.Evlendiği kadın Hoca ya sürekli eski kocasını anlatıyormuş.Yine bir gün yatakta kocasını anlatıyordu.”İşte benim kocam şöyle yapardı, böyle yapardı” diye.Hoca sinirlenmiş ve kadına bir tekme atmış kadın yere düşmüş.Kadın sormuş:
-Aman hoca niye attın beni yataktan? Hocanında cevabı hazır:
-Eeee yatakta bi sen yatıyosun bi ben bide eski kocan.Üçümüz sığamadık sende düştün
Nasrettin Hoca Fıkralar~
~~~~
Nasrettin Hoca Fıkraları
Nasreddin Hoca sürekli ikilemeli konusan bir arabaciya bir gün der ki:
“Efendi, benim esyalar tasinacak, gel de tasi” Arabaci,
“Neler var” diye sorar. Hoca,
“Dolap molap, yatak matak, sandalye mandalye” der. Arabaci,
“50 Akceni alirim Hoca” der. Hoca,
“Olur” der. Arabaci esyalari tasir, Hoca adama 25 Akce verir. Adam,
“Hoca, bu paranin yarisi” der. Hoca,
“Iyi ya iste, sen de esyalarin yarisini tasidin, dolapi götürdün, molap kaldi, yatagi götürdün, matak kaldi”der.
İslamda Gerdek Gecesi, İslama Göre İlk Gece
slamda Gerdek Gecesi, İslama Göre İlk Gece
İlk gece, eşler için en meraklı heyecanların yaşandığı andır. Yıllar yılı beklenen, hasretle gözetlenen, genç kız ve delikanlının rüyalarını süsleyen, sevinçli, tatlı ve heyecanlı bir zaman. Daha önce gayrı meşru hayat yaşayan bu duygudan mahrum kalır.
Damat, tebessüm ve nezaketle içeriye girmeli, geline selam vermeli ve onu tebrik etmeli. Moral verici sözlerle gelinin gönlü alınmalı, heyecanını yatıştırmaya çalışmalı. Gelin de ona güler yüzle karşılık vermeli, lüzumsuz somurtkanlık ve çekingenlik göstermemeli.
Bu gece, iki rekat nafile namaz kılıp dua edilir. Gelinin ayağı bir leğende yıkanır, odanın köşelerine serpilir. Bugünlere kavuşmanın şükrü ve gelecek günlerin saadeti için, Allahü teâlâya dua edilir. Bu arada, oturup, bir müddet sohbet etmeli. Böylece, fazla heyecan atılmaya çalışılır.
Esma-ül Hüsna, Allah’ın 99 isimleri
Esmâ-ül hüsna, Allahü teâlânın güzel isimleri demektir. Allahü teâlânın Tirmizi’de bildirilen 99 ismi şunlardır:
1- Allah: Her ismin vasfını ihtiva eden öz adı. Kendinden başka ilah bulunmayan tek Allah.
Bu ism-i şerif, Cenâb-ı Hakk’ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu isim, Allah’tan başkasına mecazen de verilemez. Diğer isimlerinden bazılarının, Allah’tan başkasına isim olarak verilmesi caizdir.
2- Er-Rahmân: Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden.
3- Er-Rahîm: Ahirette, sadece müminlere acıyan, merhamet eden.
4- El-Melik: Mülkün, kâinatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.
5- El-Kuddûs: Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdîse lâyık olan.
6- Es-Selâm: Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran. Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden.
7- El-Mü’min: Güven veren, emin kılan, koruyan, iman nurunu veren.
8- El-Müheymin: Her şeyi görüp gözeten, her varlığın yaptıklarından haberdar olan.
9- El-Azîz: İzzet sahibi, her şeye galip olan, karşı gelinemeyen.
10- El-Cebbâr: Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran. Hükmüne karşı gelinemeyen.
11- El-Mütekebbir: Büyüklükte eşi, benzeri yok.
12- El-Hâlık: Yaratan, yoktan var eden. Varlıkların geçireceği halleri takdir eden.
13- El-Bâri: Her şeyi kusursuz ve mütenasip yaratan.
14- El-Musavvir: Varlıklara şekil veren ve onları birbirinden farklı özellikte yaratan.
15- El-Gaffâr: Günahları örten ve çok mağfiret eden. Dilediğini günah işlemekten koruyan.
16- El-Kahhâr: Her istediğini yapacak güçte olan, galip ve hâkim.
17- El-Vehhâb: Karşılıksız nimetler veren, çok fazla ihsan eden.
18- Er-Razzâk: Her varlığın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.
19- El-Fettâh: Her türlü sıkıntıları gideren.
20- El-Alîm: Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile en mükemmel bilen.
21- El-Kâbıd: Dilediğinin rızkını daraltan, ruhları alan.
22- El-Bâsıt: Dilediğinin rızkını genişleten, ruhları veren.
23- El-Hâfıd: Kâfir ve facirleri alçaltan.
24- Er-Râfi: Şeref verip yükselten.
25- El-Mu’ız: Dilediğini aziz eden.
26- El-Müzil: Dilediğini zillete düşüren, hor ve hakir eden.
27- Es-Semi: Her şeyi en iyi işiten, duaları kabul eden.
28- El-Basîr: Gizli açık, her şeyi en iyi gören.
29- El-Hakem: Mutlak hakim, hakkı bâtıldan ayıran. Hikmet sahibi.
30- El-Adl: Mutlak adil, yerli yerinde yapan.
31- El-Latîf: Her şeye vakıf, lütuf ve ihsan sahibi olan.
32- El-Habîr: Her şeyden haberdar. Her şeyin gizli taraflarından haberi olan.
33- El-Halîm: Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan, hilm sahibi.
34- El-Azîm: Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce.
35- El-Gafûr: Affı, mağfireti bol.
36- Eş-Şekûr: Az amele, çok sevap veren.
37- El-Aliyy: Yüceler yücesi, çok yüce.
38- El-Kebîr: Büyüklükte benzeri yok, pek büyük.
39- El-Hafîz: Her şeyi koruyucu olan.
40- El-Mukît: Rızıkları yaratan.
41- El-Hasîb: Kulların hesabını en iyi gören.
42- El-Celîl: Celal ve azamet sahibi olan.
43- El-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden.
44- Er-Rakîb: Her varlığı, her işi her an gözeten. Bütün işleri murakabesi altında bulunduran.
45- El-Mucîb: Duaları, istekleri kabul eden.
46- El-Vâsi: Rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden.
47- El-Hakîm: Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan.
48- El-Vedûd: İyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. Sevgiye layık olan.
49- El-Mecîd: Nimeti, ihsanı sonsuz, şerefi çok üstün, her türlü övgüye layık bulunan.
50- El-Bâis: Mahşerde ölüleri dirilten, Peygamber gönderen.
51- Eş-Şehîd: Zamansız, mekansız hiçbir yerde olmayarak her zaman her yerde hazır ve nazır olan.
52- El-Hak: Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran.
53- El-Vekîl: Kulların işlerini bitiren. Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran.
54- El-Kaviyy: Kudreti en üstün ve hiç azalmaz.
55- El-Metîn: Kuvvet ve kudret menbaı, pek güçlü.
56- El-Veliyy: Müslümanların dostu, onları sevip yardım eden.
57- El-Hamîd: Her türlü hamd ve senaya layık olan.
58- El-Muhsî: Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen.
59- El-Mübdi: Maddesiz, örneksiz yaratan.
60- El-Muîd: Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.
61- El-Muhyî: İhya eden, yarattıklarına can veren.
62- El-Mümît: Her canlıya ölümü tattıran.
63- El-Hayy: Ezeli ve ebedi bir hayat ile diri olan.
64- El-Kayyûm: Mahlukları varlıkta durduran, zatı ile kaim olan.
65- El-Vâcid: Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
66- El-Mâcid: Kadri ve şânı büyük, keremi, ihsanı bol olan.
67- El-Vâhid: Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan.
68- Es-Samed: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci.
69- El-Kâdir: Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan.
70- El-Muktedir: Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi.
71- El-Mukaddim: Dilediğini yükselten, öne geçiren, öne alan.
72- El-Muahhir: Dilediğini alçaltan, sona, geriye bırakan.
73- El-Evvel: Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan.
74- El-Âhir: Ebedi olan, varlığının sonu olmayan.
75- Ez-Zâhir: Yarattıkları ile varlığı açık, aşikâr olan, kesin delillerle bilinen.
76- El-Bâtın: Aklın tasavvurundan gizli olan.
77- El-Vâlî: Bütün kâinatı idare eden, onların işlerini yoluna koyan.
78- El-Müteâlî: Son derece yüce olan.
79- El-Berr: İyilik ve ihsanı bol olan.
80- Et-Tevvâb: Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan.
81- El-Müntekım: Asilerin, zalimlerin cezasını veren.
82- El-Afüvv: Affı çok olan, günahları mağfiret eden.
83- Er-Raûf: Çok merhametli, pek şefkatli.
84- Mâlik-ül Mülk: Mülkün, her varlığın sahibi.
85- Zül-Celâli vel İkrâm: Celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.
86- El-Muksit: Mazlumların hakkını alan, adaletle hükmeden, her işi birbirine uygun yapan.
87- El-Câmi: İki zıttı bir arada bulunduran. Kıyamette her mahlûkatı bir araya toplayan.
88- El-Ganiyy: İhtiyaçsız, muhtaç olmayan, her şey Ona muhtaç olan.
89- El-Mugnî: Müstağni kılan. İhtiyaç gideren, zengin eden.
90- El-Mâni: Dilemediği şeye mani olan, engelleyen.
91- Ed-Dârr: Elem, zarar verenleri yaratan.
92- En-Nâfi: Fayda veren şeyleri yaratan.
93- En-Nûr: Âlemleri nurlandıran, dilediğine nur veren.
94- El-Hâdî: Hidayet veren.
95- El-Bedî: Misalsiz, örneksiz harikalar yaratan. (Eşi ve benzeri olmayan).
96- El-Bâkî: Varlığının sonu olmayan, ebedi olan.
97- El-Vâris: Her şeyin asıl sahibi olan.
98- Er-Reşîd: İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren.
99- Es-Sabûr: Ceza vermede, acele etmeyen
Mevlid Kandili ve Önemi
Mevlid’ kelimesi ‘doğum’ anlamına gelir. Son peygamber Hz. Muhammed(SAV) ‘in dünyayı şereflendirdiği Rebiülevvel ayının on birinci gününü on ikinci güne bağlayan geceye ‘Mevlid Kandili’ diyoruz.
Bu mübarek gece bütün Müslümanlar için bayram hükmündedir. Çünkü Allah’ın sevgilisi(Habibullah) olan Resul-i Ekrem bu şerefli zaman içerisinde dünyamızı teşrif etmiştir. O hicretten 53 sene evvel şenlendirmişti arzı… Tarihler milâdi 571′i gösteriyordu o zaman. Nisan ayının yirmisini gösteriyordu takvimler…
Peygamberlerin kamâlat bakımından en büyüğü olan Hz. Muhammed(SAV) Rebiülevvel ayında dünyaya gelmekle o ayı sıradanlıktan kurtarıp güzelleştirmiştir. Onun gelişiyle bu ay bambaşka bir mana yüklenmiştir. O kutlu doğumdan beri Pazartesi daha bir sevimli gelir bize. Resülullah’ın değdiği her şey diğerlerine nazaran ne kadar da bahtlıdır. Onu dünya gözüyle görmek en büyük saadet olsa gerek…
Kandil Mesajları
Semanın kapılarının açılıp rahmetin sağanak, sağanak yağdığı bu günde düşen damlaların sizi ailece sırıl sıklam etmesi dileğiyle.
*Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, yüzünüz mutlu, kandiliniz kutlu olsun.
*Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakışınız kadar güzel, umudunuz yarın kadar yakın, yarınınız aşkınız kadar mutlu, aşkınız Miraç kadar mukaddes, dualarınız istediğiniz gibi makbul olsun.
*Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. kandiliniz mübarek olsun..
*Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmesine vesile olan kandiliniz mübarek olsun.
Büyükler Nasıl Yalvarırdı?
Yüce Allah’a yakın olan büyük insanlar, tenhada ve halkın içinde her daim Allah’la olurlardı.
İhtiyaçları olduğunda veya bir şeyden sakındıklarında değil, her an Yüce Allah’a yalvarırlardı.
Nimet geldiğinde yalvarışlarını ve tövbelerini çoğaltırlardı. Sıkıntı geldiğinde yalvarışlarını semaya iletirlerdi. Allah onlara dünyevi bir sevinç verdiğinde, dualarının, yakarışlarının arttığını görürdünüz.
Onlar ihtiyaç anında yalvarıp rehavet anında dua cümlelerini terk edenlerden değillerdi. Onları dua ederken görseydiniz, cehenneme atılacağından emin olan bir günahkâr zannederdiniz.
Yalvarışlarına kulak verseydiniz, biraz sonra idam sehpasına çıkacak bir suçlunun itiraflarını dinliyorsunuz zannederdiniz. Gözyaşlarını görseydiniz, dünyanın bütün günahlarını işlediğini zannederdiniz.
Namazlarını görseydiniz, son nefesini vermeden kefene bürünüp kabrine bakınan bir insanın heyecan ve endişesini gözlemlerdiniz.
Onların semaya uzanmış dua avuçlarını görseydiniz, “emanına, güvenine ve kapına sığınmışım ey Rahim” diyen bir itirafçının halini seyreder gibi olurdunuz. Kendi dualarınızdan ve yalvarışlarınızdan utanırdınız. Sıkılırdınız.
Kişi içten geldiği gibi dua etmelidir.
İç âlemini, diline döküp yalvarmalıdır.
Bunu yaparken; yalın, açık ve net dua etmelidir. Hissetmelidir. Gerçekten istemelidir.
Günahından tövbe etmek niyetiyle dua ediyorsa, gerçekten pişman olarak dua etmelidir. Yoksa bunu yapmadığında; “Allahım cehennemden sana sığınıyorum, beni ateşten koru, beni kabir azabından sakındır” demesinin bir anlamı olmaz.
Bir şey arzu edip de bunun duasını yaptığında, arzu ettiğini gerçekten de arzu etmelidir. Ve arzu ettiğini elde edecek uygun ortamı sağlamalıdır. Ne demek ortamı sağlamak. Yani şu; Cenneti istiyorsan cenneti hak edecek işler yapmalısın.
Allahın sevgisini istiyorsan o sevgiye layık olacak bir halle huzura durman lazım.
Şefaat istiyorsan, şefaatini talep ettiğin Peygamber’in (s.a.v.) yolunu takip etmen lazım. içten dua, hak edilen dua, kabul edilecek dua derken işte bunu kastediyoruz.
Huzura öyle bir duracaksın ki, huzurunda olduğun büyük Zat -Yüce Allah- benim bu kulum affımı, kabulümü hak etti, desin. Ve senin yürekten yaptığın duayı kabul etsin.
Duanın kabulü için elbette ki kalbini ve dilini temizleyeceksin.
Kalbini Allahın sevgisiyle dolduracaksın.
Kalpte hem Allah sevgisi, hem şeytan sevgisi bir arada olur mu? Kalbini Allahın gayrisinden uzaklaştıracaksın.
Çirkin sözle bozduğun dilini, temizleyeceksin. Daha demin başkasına hakarette kullandığın dilini ve ağzını şimdi Yüce Allah’a yalvarmada kullanırsan, ne kadar samimi olabilirsin?
İçki içmiş ve yerlere serilmiş bir sarhoşun “Allah” dediğini gördüğünde; oturup başını dizine koyan ve ağzını yıkamaya çalışan Allah dostunun yaptığı bu değil miydi? Bu ağız Allah derken, içki kokmamalıdır, bu sarhoş, bu haldeyken kendini temizleyemez, bari ben onu temizleyeyim diyen yürek, aradığımız yürektir işte.
Büyükler Yüce Allah’a yalvarırken neden sakınırlardı ve neyi arzu ederlerdi. Bakın nasıl yalvarıyorlardı:
Hz. Ebu Bekir yalvarırken ne derdi; “Allahım! Bana sarsılmaz bir iman nasip et. İmanımda yakin olmamı nasip et. Sıhhat, afiyet ve halis niyet nasip et.”
Hz. Ömer yalvarırken ne derdi; “Ya Rabbi! Amelimi salih amellerden eyle. Bana öyle bir ihlas nasip et ki, ibadet yaparken ibadetimin ve niyetimin içinde senden başka kimsenin payı olmasın.” “Allahım! Bize afiyet ver. Bize dirlik ve düzen ver.
Allahım bizi affet.” “Allahım! Şehid olacaksam benim ölümümü ömründe bir kez namaz kılmış veya bir kez imanla secde etmiş bir insana nasip etme ki, yaptığı o secdeyi ve kıldığı o namazı öne sürerek kıyamet gününde senin huzurunda benimle mücadele etmesin.” Ve gerçekten de böyle oldu. Ateşe tapan -bir mecusi- Hz. Ömer’i namazdayken arkasından hançerleyerek şehid etmiştir.
Hz. Ali yalvarırken ne derdi; “Allahım! Biliyorsun ki benim günahlarım sana zarar veremez. Ve biliyorum ki, senin bana rahmetinle muamele etmen senin rahmetinden bir şey eksiltmez.”
Hz. Bilal yalvarırken ne derdi; “Allahım! Günahlarımı bağışla. Hastalandığım günlerimi de günahlarımdan bir özür ve fidye olarak kabul et.”
Hz. Fadala yalvarırken ne derdi; “Allahım! Senden kaderime razı olmayı ve öldükten sonra cennette rahat yaşamayı istiyorum. Allahım senin cemalini görmeyi, sana kavuşmayı ve bunun zevkini tatmayı istiyorum. Ya Rabbi! Yönümü ve yüzümü değiştirecek sıkıntılardan ve beni yoldan çıkarıcı imtihanlardan senin rahmetine sığınıyorum.”
Hz. Abdurrahman bin Avf yalvarırken ne derdi; “Allahım! Beni nefsimin cimriliğinden muhafaza et. Çünkü nefsimin cimriliğinden ve açgözlülüğünden korunmuş olursam, ne hırsızlık yaparım ve ne de zina ederim. Ne de başka günah işlerim.”
Hz. Abdullah bin Mes’ud yalvarırken ne derdi; “Ya Rabbi! Senden şirke bulaşmamış bir iman istiyorum. Ya Rabbi senden bitmez ve tükenmez cennetin nimetlerini istiyorum. Ya Rabbi senden elçin ve Peygamberin Hz. Muhammed’e (s.a.v.) komşuluk istiyorum.”
Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’ın yalvarması; “Allahım! Beni İslam üzerine yaşat. Sana ve Peygamberine itaat etmeyi nasib eyle. Allahım! Beni seni sevenlerden, Peygamberlerini, meleklerini ve iyi kullarını sevenlerden eyle. Ya Rabbi, beni Yüce zatına, meleklerine, Peygamberlerine ve iyi kullarına sevdir. Ya Rabbi cennete gidecek yolu bana kolaylaştır.
Beni cehenneme itecek bütün yollardan uzak tut.
Bu yolların tümünü kapat. Beni dünyada ve ahirette affet. Bağışla. Beni takvada önder kıl. Ya Rabbi, sen Kur’an’ında (Mümin, 60) şöyle buyurmuştun; “Bana dua edin ki ben de sizin duanıza cevap vereyim.” İşte ben, senin bu sözüne güveniyorum. Senin sözünden caymayacağını biliyorum. Ya Rabbi bana lütfettiğin İslam’ı benden çekip alma. Ben ölünceye kadar beni dinin üzerinde sağlam tut. beni Müslüman olarak öldür Ya Rabbim…”
Onların dünyasında, korkular, endişeler ve istekler işte buydu. Ya sizin dünyanızda istekleriniz, endişeleriniz ve korkularınız nedir? Bunu bir tartar mısınız?
Facesohbet Sesli Çet
Yorumlar Kapalı
Astroloji – Astroloji Nedir
Astroloji, gezegen ve yıldızların insanların üzerindeki etkisini yorumlayan bir bilim dalıdır… İnsanoğlunun yazılı tarihinin başından beri var olan astroloji bilimlerin en eskisidir.
Astroloji kader değildir, herşey insanın kendi elindedir. Astroloji dönemleri inceler, fırsat alanlarını, şanslı zamanları, doğum haritanızda sizi kısıtlayan, zorlayan alanları, gecikmeleri gösterir. Sonuçta nasıl hareket edeceğiniz, neler yapacağınız hepsi sizin iradeniz içindedir. Gezegenlerin iyi açılar yaptığı şanslı dönemlerde, hiçbir şey yapmadan oturursanız bu fırsatları kaçırabilirsiniz. Aynı şekilde gezegenlerin zorlayıcı etkiler yaptığı dönemlerde gerekli gayret ve azmi gösterirseniz tüm zorlukları aşabilir, farkında bile olmadığınız içinizdeki gücü ortaya çıkarabilirsiniz.
Koç Burcu Özellikleri
~ Koç Burcu Özellikleri
Gurubunuz : Ateş
Uğurlu gününüz : Salı
Uğurlu sayınız : 9
Uğurlu taşınız : Pırlanta
Uğurlu renkleriniz : Ateş kırmızısı, nar çiçeği, al
Uğurlu çiçekleriniz : Lale, gelincik, papatya
Uğurlu kokunlarınız : Manolya, lavanta çiçeği
Uğurlu müzik : Hızlı tempolu parçalar ve marşlar
En bilirgin özelliğiniz : Cesaret
En büyük emeliniz : Zafer
En büyük hatanız : Acelecilik
En büyük arzunuz : Liderlik
Koç burçlar kuşağının ilk burcu olup, Koç’lar hareketlilikleri ve enerjik oluşları ile tanınırlar. Koç burcunu tanımlayan cümle “BEN” dir. Bu burcun etkisi altında doğan insanlar coşkun , yaşamayı seven, canlı atılgan kişilerdir. Dış görünüşte çok pratik, düşünceleri yaşadıkları ortamla çok uyumludur. Yaratıcı bir merak sahibidirler. Sürekli olarak oyalanabilecek yeni serüvenler ve girişimler peşinde koşarlar. Atılgan olmakla birlikte amaçsız değildirler. Kendilerini eylemle kanıtlamak isterler, düşünmek onlara yetmez. Harekete geçmeden önce düşünmek alışkanlığını edinirse enerjik yaradılışları yardımıyla üretken olur, daha fazla şey yapabilirler. Yaşamdan ne istediğini bilir, onun peşinde koşarlar. Sabırsızlıkları ve öğüt dinlemez yaradılışları
Yüzünden zaman zaman güç duruma düşer, başladıkları işi çoğu kez bitiremeden bırakırlar.
Yeni şeylere başlamaya bayılır, fırsatları daha iyi değerlendirirler. Yaptıkları başkaları tarafından onaylanması onlar için çok önemlidir .Çabuk saldırıya geçer patavatsızca dahası kavga edercesine konuşurlar. Konuşmaları akıcı olmasına karşın konuyu abartır, gerçeği değiştirirler. Anlattıkları dinleyiciye çekici bir biçime sokmak için hayal güçleri ile olaya renk katarlar. Bu yüzden de hiç iyi diplomat olamazlar. Saflıkla pöhpöhlenmeye bayılırlar, ancak övgünün içten olmadığını anlayınca yıkılırlar.
Dürüstçe eleştirilmediklerini anlarlarsa işlerini bırakır, bazen de öç almaya kalkarlar. Hareket etmek onlar için planda geldiğinden kısıtlanmaktan nefret ederler.
Amaçlarına ulaşma konusunda çok tutundurlar. Bu yüzen her şeyi bir anda yitirebilirler. Dik kafalı olduklarından nedenler konusunda konuşmak istemezler. Olaylar onlara uyacak şekilde gelişmez ise sinirli ve huysuz olurlar.
Çabuk öfkelenir fakat çabuk yatışırlar, ancak olumsuz Koç’lar öfkelerini uzun süre korurlar
Başkalarına yardım etmeyi severlerse de temelde çok bencildirler. Yardımı sadece sahnenin ortasında kalabilmek amacıyla yaparlar. Bencilliklerini çeşitli şekilde ortaya koyabilirler. Örneğin, kötü bir yalancı olabilmelerine karşın ufak bir zahmete katlanmamak için pervasızca yalan söyleyebilirler. Yine de onları kolayca duygulandırabilirsiniz.
Her zaman gergin ve huzursuzdurlar. Zor koşullara istediklerini elde edinceye kadar katlanabilirler. Tehlikeden korkmaz, kendilerini kolayca tehlikeye atabilirler. Ya cesaret madalyası kazanır ya da yalnızca dikkatsiz ve tehlikeli bir sürücü olmakla ün salarlar. Yaşamayı sevdikleri için birinci olmak, herşeyin en iyisini yapmak isterler. Servet ve rahatlıktan çok ün peşinde koşarlar.
Söz sahibi olmak için mantık ve diplomasi yerine zor kullanabilirler. Tutkularının yanı sıra eğitimden, deneyden yoksun iseler çok aptal görünebilirler. Yenilgiyi hiç kabul etmediklerinden başarısızlıktan yılmaz, yeni serüvenlere atılmaktan çekinmezler. Kendilerini yeterince özgür hissediyorsalar hem işlerinde hem de kişisel ilişkilerinde daha uyumlu davranırlar.
Koç burcunda doğan kişiler her şeyi daha çabuk kavrayıp zaman zaman hiciv yapar ve hiç olmayacak yerde herkesi güldürürler. Ancak hızları onlar için bir tehlikedir çünkü konudan konuya atlar ve bir mantık dizisi kullanmazlar. Doğum haritasında Merküri Balık bucuna düşmüşse daha yavaş düşünürler, fakat tepkileri yine hızlıdır. Unutkan olabilirler ve şaşırırlar. Karasızlarından ötürü bazen aptal bir görünüş alabilirler. Cinsel çekiciliklerini göstermeyi severler.
BOĞA Burcu ve Özellikler
BOĞA Burcu ve Özellikleri
Gurubunuz : Toprak
Uğurlu gününüz : Cuma
Uğurlu sayınız : 6
Uğurlu taşınız : Zümrüt
Uğurlu renkleriniz : Pembe, açık mavi, krem
Uğurlu çiçekleriniz : Kırmızı gül, pembe karanfil
Uğurlu kokunlarınız : Karanfil, müge, elma çiçeği
Uğurlu müzik : Senfoniler
En bilirgin özelliğiniz : Dayanıklılık
En büyük emeliniz : Ün
En büyük hatanız : İnat
En büyük arzunuz : Büyük servet
Boğalar dikkatlerini toplama yetenekleri ve amaca bağlıkları ile tanınırlar. Boğa burcunu tanımlayan cümle “SAHİP’İN” dir. Başkaları ile uyum sağlamakta güçlük çekmezler. İnsanlara yardım etmekten hoşlanırlar. Bu yüzden başı dertte olan arkadaşları Boğa’lara güvenebilirler.
Boğalar evlilik, yuva ve meslek konularında güven içinde olmak isterler. Biraz can sıkıcı olmalarına karşın çok sabırlı , sevimli ve sıcak kanlı kişiler olurlar. Kolay kolay riske atılmazlar çünkü kendilerini koruma iç güdüsü çok gelişmiştir. Boğa burcu toprak grubundan olduğu için somut şeylerle uğraşmayı sever, uygulamalı işlerde başarılı olur.
Yaşamın gerçekleri ile uğraşmakla ruhsal yönden doyuma ulaşırlar. Rahat düşkünlüğü, zevk ve doyum bu burcun insanlarını temel özellikleridir. Bunları sağlayabilecek koşulları elde ettikten sonra hiçbir dünya zevki onları çekmez. Parayı rahata kavuşmak için bir araç olarak görür, amaçlarına ulaşmakta hiçbir engel tanımazlar.
Başarıya hayrandırlar. Başarılı insanlar onları amaçları konusunda etkileyebilirler. Biraz tutucu olduklarından kendilerine bir yaşam biçimi seçtikten sonra onları değiştirmeleri zordur. Her şey yolunda gidiyorsa, daha iyisi için bile olsa değişiklik gereği duymazlar.
Boğalar çok zor kışkırtmalara kapılır ama öfkelendikleri zaman geçinilmesi zor ve yırtıcı kişiler olurlar. Özellikle evlilik yaşamında kışkançlığını dürterek onları çok kızdırabilirsiniz. Zaman zaman çok inatçı olur, kendilerine ne yapmaları gerektiğinin söylenmesinden hiç hoşlanmazlar.
Onlara yol gösterilebilir ama güdemezsiniz; Çalışkan ve dikkatli oluşlarının yanı sıra mantıklı düşünen kişilerdir. Bir karar verdiklerinde onları yerinden oynatamazsınız. Bir işe girişmeden önce her olasılığı göz önüne alır, hiçbir olayın içine dalmazlar. Zamanlarını sabırla kullanırlar




















